PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Japonya {aramızdan kimler gitmek ister?}


Ogün
21.04.08, 07:24
bu yaz benim için bir plan aşamasında olan Japonya
sürekli gidip görmek isteğimi bir yer
Tokyo drift filmini izledikten sonrada bu istek epey bir arttı :)

bu gece Japonyayı araştırdım hep :)
nasıl gidilir gidince ne yapılır nerelerinde gezilir nerelerinde ne yenir v.s

gidenlerden gelen yorumlar v.s

ondan sonra bunları sizinle paylaşmak istedim :)

bakalım kimler japonyaya gitmek ister :)

http://www.resimadasi.com/data/media/185/Shibuya_Tokyo_Japan.jpg

Tarih Detay:



Japon takımadalarına, ilk olarak adaların hala Asya kıtasının bir parçası olduğu dönemde, yaklaşık 100 bin yıl önce yerleşilmişti. Arkeolojik araştırmalar yontma taş devrinde takımadalarda yaşayan insanların temelde avcılık ve toplayıcılıkla geçindiklerini ortaya çıkarmıştır. Cilalı taş devrinde zarif taş aletler yapılmış, ok ve yay kullanılarak ileri avlanma teknikleri geliştirilmiş ve yemek pişirmek ve saklamak için toprak kaplar üretilmiştir. Jomon stili (sicim desenli) kaplar nedeniyle, MÖ. 8 bin ile MÖ. 300 yılları arasındaki dönem Jomon dönemi olarak adlandırılır.

MÖ.300 yıllarında Asya kıtasından tarım, basit pirinç ekimi ve metal işçiliği teknikleri gelmiştir. Japonya'da yaşayanlar tarımsal üretimi artırmak için günlük yaşamlarında tarım aletleri ve demir silahlar, ayrıca dini ayinler için bronz kılıçlar ve aynalar kullanmışlardır. Bu dönemde işbölümü, yöneten ve yönetilenler arasındaki ayrılığı derinleştirmiş ve ülkede pekçok küçük devlet kurulmuştur. MÖ. 300 ile MS 300 yılları arasına rastlayan ve çömlekçi çarkında seramiklerin üretildiği döneme Yayoi dönemi denmiştir.

4. yüzyılda küçük devletler birleşti ve tüm milleti yöneten güçlü politik otorite Yamato'da (şimdiki Nara eyaleti) merkez kurdu. 4 ve 6. yüzyıllar arasında Kore'den gelen Budizm ve Konfüçyusçuluk'u kapsayan Çin kültürünün yanısıra tarımda da büyük gelişmeler görüldü. 4. yüzyılın sonlarından itibaren Kore yarımadasındaki krallıklar ve Japonya arasında ilişkiler başlamıştır. Aslında Çin'in Han hanedanlığında geliştirilen gemi yapımı, tabaklama, metal işçiliği ve dokuma gibi endüstriyel sanatlar Kore yoluyla ülkeye tanıtılmıştır.

Temeli resim yazısına dayanan Çince yazım biçimi kabul edilmiş ve bu vesileyle Japonlar Konfüçyus felsefesini, astronomi ve takvimin işleyişini ve tıbbın ilkelerini öğrenmişlerdir. Budizm 538 yılında Çin ve Kore yoluyla Hindistan'dan Japonya'ya geldi. Çin hükümet sistemi Japon yöneticilerinin, üzerine kendi sistemlerini kurdukları bir model olmuştur.

8. yüzyılın başında ülkenin ilk daimi başkenti Nara'da kurulmuştu. 710'dan 784'e kadar, 70 yıldan uzun bir süre Japon imparatorluk ailesi burada oturmuş ve giderek otoritesini tüm ülkeye benimsetmiştir. O zamana kadar başkent veya payitaht şimdiki Nara, Kyoto ve Osaka şehirleri arasında sık sık yer değiştiriyordu.

794 yılında Çin'in o zamanki başkent model alınarak, Kyoto'da yeni bir başkent inşa edildi. Kyoto yaklaşık 1000 yıl ülkeye başkentlik yapacaktı. Başkent'in Kyoto'ya taşınması, 1192'ye kadar devam edecek olan Heian döneminin başlangıcı anlamına gelir. Bu, Japonya'da sanatsal gelişimin görüldüğü muazzam dönemlerden biriydi. 9. yüzyılın sonlarına doğru Çin ile ilişkiler kesilmiş ve Japon uygarlığı kendi özel niteliğini ve formunu bulmaya başlamıştır.

Bu, dışarıdan getirilmiş kavramların yavaş yavaş aslında Japon stiliymiş gibi gösterildiği bir asimilasyon ve adaptasyon yöntemiydi. Bu yöntemin en tipik örneği, Japon yazısının Heian dönemindeki gelişimidir. Çince yazımdaki güçlük, yazarları ve rahipleri Çince formlara dayalı iki ayrı hece sistemi üretmeye itti. Heian döneminin ortalarına doğru "kana" adı verilen bu iki fonetik alfabe geliştirilmiş ve Çince üslubunun yerini alarak gelişen saf Japon stili edebiyata ışık tutmuş ve oldukça geniş biçimde kullanıma girmiştir.

İncelik ve nezaket, başkentteki yaşama damgasını vurmuştur. Saray sanatsal ve sosyal zevklere dalmış, bu arada eyaletlerdeki savaşçı klanlar üzerindeki otoritesi giderek zayıflamıştır. Krallığın etkin kontrolü giderek elden çıkarken; bu, Japonya'nın çalkantılı ortaçağında , soyları eski imparatorlara kadar uzanan iki rakip askeri aile olan Minamotolar ile Tairalar için bir ödül olmuştur. Sonunda Minamotolar 1185'de İç Deniz'de destansı Dannoura çarpışmasında rakip Taira klanını imha ederek, hakim olmuşlardır.

Minamotolar'ın zaferi, etkin politik gücün kaynağı olan kraliyet tahtının zımnen yok edilmesini ve askeri yöneticilerce, bir başka deyişle birbiri ardına gelen şogunlarca sürdürülen yedi yüzyıllık feodal yönetimin başlangıcını belirledi.

1213 yılında gerçek güç, Minamotolardan Yoritomo'nun eşinin ailesi olan Hojolar'a geçti ve Şogun vekili olarak 1333'e kadar Kamakura'da askeri hükümeti yürüttüler. Moğollar bu süre zarfında biri 1274 ve ikincisi 1281'de olmak üzere kuzey Kyuşu'ya iki defa saldırdılar. Zayıf güçlerine rağmen, Japon savaşçıları yerlerini başarıyla muhafaza ettiler ve istilacıların iç kısımlara girmelerini önlediler. Her iki saldırı teşebbüsünde de meydana gelen ve donanmalarının büyük kısmını mahveden tayfunların ardından Moğol güçleri Japonya'dan çekildiler.

Temeli resim yazısına dayanan Çince yazım biçimi kabul edilmiş ve bu vesileyle Japonlar Konfüçyus felsefesini, astronomi ve takvimin işleyişini ve tıbbın ilkelerini öğrenmişlerdir. Budizm 538 yılında Çin ve Kore yoluyla Hindistan'dan Japonya'ya geldi. Çin hükümet sistemi Japon yöneticilerinin, üzerine kendi sistemlerini kurdukları bir model olmuştur.

1333'den 1338'e kadar süren imparatorluk yönetiminin kısa ömürlü restorasyonunun ardından Kyoto, Muromaçi'de Aşikaga ailesi tarafından yeni bir askeri hükümet kuruldu. Muromaçi dönemi 1338'den 1573'e kadar, iki yüzyıldan uzun sürdü. Bu dönem zarfında Buşido'nun sert disiplini, estetik ve dini faaliyetlerde ifadesini bulmuş ve bugün bile başta gelen özelliği klasik anlamda sadelik ve kontrol yeteneği olan ülke sanatına damgasını vurmuştur.

200 yıllık yönetimin ardından Muromaçi'deki şogunluk, ülkenin diğer kesimlerindeki rakip klanların, kendi otoritesine karşı giderek büyüyen meydan okumalarıyla karşılaşmıştır. 16. yüzyılın sonlarına doğru, Japonya yücelik uğruna savaşan bölgesel beylikler yüzünden bir iç savaşla parçalanmıştı. Düzen 1590'da büyük general Toyotomi Hideyoşi tarafından yeniden kuruldu. Hideyoşi 1592 ve 1597'de Kore'ye her ikisi de Çinlilerin ve Korelilerin direnci karşısında başarısızlığa uğrayan iki istila hareketi başlamıştı. Onun Japonya'yı uzlaştıran ve birleştiren çalışmaları, Tokugava Şogunluğu'nun kurucusu Tokugava Ieyasu tarafından da pekiştirilmiştir. Japon şatolarının en ünlülerinin inşası da bu iç savaşların yaşandığı geçiş evresine rastlamaktadır.

Bu, dışarıdan getirilmiş kavramların yavaş yavaş aslında Japon stiliymiş gibi gösterildiği bir asimilasyon ve adaptasyon yöntemiydi. Bu yöntemin en tipik örneği, Japon yazısının Heian dönemindeki gelişimidir. Çince yazımdaki güçlük, yazarları ve rahipleri Çince formlara dayalı iki ayrı hece sistemi üretmeye itti. Heian döneminin ortalarına doğru "kana" adı verilen bu iki fonetik alfabe geliştirilmiş ve Çince üslubunun yerini alarak gelişen saf Japon stili edebiyata ışık tutmuş ve oldukça geniş biçimde kullanıma girmiştir.

Kendini Japonya'nın etkin yöneticisi olarak kabul ettiren Ieyasu, şogunluğunu 1603'de şimdi Tokyo olarak bilinen Edo'da kurdu. Bu Japon tarihinin en önemli dönüm noktasıydı. Ieyasu, gelecek 1265 yıl için özellikle politik ve sosyal kanunlar olmak üzere halkın yaşantısının her yönüyle tasarlandığı bir kalıp yarattı.

Ieyasu'nun tesis ettiği sosyal ve politik yapının entegrasyonunu korumanın bir yolu olarak 1639'da Tokugava Şogunluğu, Japonya'nın kapılarını dış dünyaya fiili şekilde kapatarak, şiddetli bir adım attı. İlk Batılılar Japonya kıyılarına bir önceki yüzyılda Muromaçi döneminde ulaştılar. Ülkeye ateşli silahları tanıtan Portekizli tacirler 1543'te Japonya'nın güneybatısında küçük bir adaya yerleştiler. Sonraki birkaç yıl içinde bunları, Saint Francis Xaviar önderliğinde Cizvit misyonerleri ve İspanyol gruplar takip etti. Hollandalı ve İngiliz tacirler de Japon topraklarına yerleştiler.

Avrupalıların bu akınlarının Japonya üzerinde çok derin etkileri oldu. Bu misyonerler özellikle Japonya'nın güneyinde çok sayıda kişinin inanç değiştirmesine sebep oldular. Şogunluk Hrıstiyanlığın birlikte geldiği ateşli silahlar kadar patlayıcı bir potansiyel teşkil edebileceğini fark etti. Sonunda Hrıstiyanlık yasaklandı ve Togukava Şogunluğu, Nagasaki Limanı'ndaki küçük Dejima adası içinde yaşayan bir avuç Hollandalı tüccar, Nagasaki'de yaşayan Çinliler ve arasıra Kore Lee Hanedanlığı'ndan gelen resmi elçiler dışında yabancıların ülkeye girişini yasakladı. Yaklaşık 250 yıl boyunca Japonya'nın dış dünya ile tek bağlantısı bu insanlardı. 18. yüzyılın sonlarından itibaren açılma yönünde giderek artan baskılar 19. yüzyılın ortalarında meyvelerini verdi. 1853 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin dört gemilik bir filosu Tokyo Körfezi'ne demir attı. Bir sonraki yıl aynı ziyareti gerçekleştiren Amerikan filosu bu ikinci ziyaretinde, bu kez iki ülke arasında bir dostluk anlaşmasına imza attı. Bunu, hemen Rusya, İngiltere ve Hollanda izledi. Bu Japonya'nın içe kapalı geçirdiği dönemin bittiğini haber veriyordu. Dört yıl sonra dostluk anlaşmasını ticaret anlaşmalarını izledi. Bu aşamada kervana Fransa da katıldı.

Ogün
21.04.08, 07:29
İkili anlaşmalar feodal dönemin de sonunu getirdi. Ülke önce kargaşaya sürüklendi. 10 yıl kadar süren kargaşanın ardından Tokugava Şogunluğu tarihe karışırken, 1868 tarihi itibariyle Meiji Restorasyonu dönemi başladı. Hakimiyet İmparatora geçti.
Meiji dönemi Japonya'nın modern tarihinin de başlamasını haber verir. Bu dönemde Japonya Batı'nın yüzyıllar içinde kurduğu modern sanayileri, politik kurumları, kısacası modern bir toplumu 20-30 yılda yaratıverdi. Başkent Kyoto'dan bir önceki başkent olan Edo'ya taşındı. Ancak adı Tokyo olarak değiştirildi. Tokyo, "doğu başkenti" anlamındadır. Yüzyılların birikimi çok geçmeden kendini gösterdi. Ülke her bakımdan gelişmeye ve genişlemeye başladı. Bu gerektiğinde savaş anlamına da geliyordu. 1894-1895 yıllarında Çin ile yapılan savaşı Japonya kazandı ve Tayvan'ı ele geçirdi. Japonya 1904-1905 yıllarında Rusya ile yapılan savaşı da kazandı Güney Sahalin'i eline geçirdi. Aynı yıl Kore'nin yönetimini aldı, bu ülke 1910'da ilhak edildi.Bundan iki yıl sonra da İmaparator Meiji öldü. Bundan sonraki dönemde ülke büyümesini sürdürmekle birlikte ekonomik durgunluklar, siyasi çalkantılar ülkeyi kaosa sürükledi.

Egemen güçler arasındaki çekişmeler, ülkeyi İkinci Dünya Savaşı'nın tam ortasına taşıdı. 1945 Ağustos'unda İmaparator'un emriyle halk silahlarını bıraktı, ülke teslim oldu. Ülke altı yıl kadar müttefiklerin kontrolünde kaldı. Bu dönemde ülkenin ekonomik ve toplumsal yapısını değiştirecek, reform nitelikli bir dizi yapılanmaya gidildi. Tarım alanları yeniden paylaştırıldı. Zaibatsu denilen aile şirketleri dağıtıldı. İşçilere ve kadınlara çeşitli haklar tanındı, 1947'de liberal bir anayasa ilan edildi. 1951 San Francisco Barış Antlaşması ile Japonya dış ilişkiler kurma hakkını yeniden kazandı. Bu tarihten itibaren yaklaşık 15 yılda ülke yeniden uluslararası rekabet gücüne ulaştı. 1964 Tokyo Olimpiyatları ülkenin uluslararası arenaya kabul edilişinin ve ülkenin yeniden ayağa kalkmasının tescili niteliğindeydi. Bütün dünyayı etkileyen sosyal olaylar Japonya'da kurumların geliştirilmesi sonucunu doğurdu. Bundan sonraki dönemin en önemli olayları ise 1972'de Okinava'nın Amerikan yönetiminden tekrar Japonya'ya geçmesi ve Çin ile bir uzlaşmaya varılmasıdır. Bu tarihten sonra Japonya özellikle uluslararası ekonomik ve mali piyasa v kuruluşların baş aktörlerinden biri haline geldi.

Ogün
21.04.08, 07:31
Japonya Devlet Yapısı

İmparatorluk Ailesi / Siyasi Partiler / Yürütme / Yargı / Ulusal Güvenlik

Japon Anayasası 3 Kasım 1946'da resmen ilan edildi ve 3 Mayıs 1947'de yürürlüğe girdi. Anayasa'da, Japon halkı demokratik düzen ve barış ideallerini desteklemeyi taahhüt etmektedir. Anayasa'nın başında şu ibare vardır: "Biz, Japon halkı, her zaman için baskı ve taassubun, zulüm ve köleliğin dünyadan uzak tutulması ve barışın korunması için mücadele ederek, uluslararası toplumda şerefli bir yere sahip olmak isteğindeyiz."
Anayasa'ya göre,
- İmparator, halkın birliğinin ve devletin sembolüdür. Hükümran güç halkın elindedir.
- Japonya savaşı mutlak bir hak olarak reddeder. Ayrıca, gücün diğer milletlerle münakaşa etmek için kullanılmasını ve yönlendirilmesini de reddeder.
- Temel insan hakları, ebediyen ve dokunulamaz şekilde garanti altına alınmıştır.
- Eski Asilzadeler Meclisi'nin yerini, üyeleri, Temsilciler Meclisi üyeleri gibi halk tarafından seçilen Senato almıştır. Senato'nun Temsilciler Meclisi'ne üstünlüğü vardır.
- Yürütme yetkisi, topyekün Parlamento'ya karşı sorumlu olan Kabine'nindir.
- Anayasa'da kararlaştırılan durumlar dışında Imparator'un hükümetle ilgili yetkisi yoktur. Bunun yanısıra, örneğin, Başbakanı ve Yargıtay baş hakimini atar. Ancak, Başbakan ilk önce Parlamento tarafından, baş hakim de Kabine tarafından belirlenir. İmparator'un ayrıca halk adına kanun ve anlaşmaları yürürlüğe koymak, Parlamento'yu toplantıya çağırmak ve Kabine'nin tavsiye ve tasvipleri doğrultusunda şeref nişanı vermek gibi görevleri mevcuttur.
Japonya, başkent Tokyo da dahil olmak üzere 47 eyalete ayrılmıştır. Eyaletler, şehirler, kasabalar ve köyler yerel yönetimlerin idaresindedir. Eyalet valileri ile şehir, kasaba ve köy belediye başkanları, yerel meclislerin üyeleri gibi, ilgili bölgeye kayıtlı seçmenler tarafından seçilir.

İmparatorluk Ailesi
İmparator Hirohito'nun vefatı üzerine 7 Ocak 1989'da Akihito, Japon İmparatoru olarak tahta geçti. Milletvekilleri ile yaptığı ilk resmi görüşmede İmparator Akihito, Anayasa'ya bağlı kalacağına söz verdi ve ulusun daha da kalkınması, dünya barışı, halkın refahını tesis konularında isteklerini ifade etti. İmparator Hirohito ve İmparatoriçe Nagako'nun ilk oğlu olan İmparator Akihito 23 Aralık 1933'de Tokyo'da dünyaya geldi. Veliaht Prens Akihito 1952'ye kadar Gakushuin Lisesi'nde ilk ve orta öğrenimini tamamladı ve 1956'ya kadar Gakushuin Üniversitesi'nde eğitim gördü. Nisan 1959'da, Shoda Michiko ile evlendi.
Savaş sonrası asilzadelik kaldırıldı ve yalnızca İmparatorluk Ailesi üyelerinin asil sıfatlarını kullanmasına izin verildi. Eski İmparator Hirohito'nun evlenen kızları imparatorluk sıfatlarını terketmişlerdir.


Siyasi Partiler
Japonya'nın ilk siyasi partisi Aikoku Koto (Yurtsever Partisi) 1874'de kurulmuş ve hemen ardından hükümetten temsili yasamanın kabul edilmesi talebinde bulunmuştur. Ülkede ilk genel seçimler bundan 16 yıl sonra l Temmuz 1890'da yapılmış ve parlamento ilk toplantısını aynı yıl 29 Kasım'da yapmıştır. Japonya'da kurulmuş olan bu parlamento Asya'nın ilk ulusal yasama organıdır.
Sonraki yıllarda siyasi partilerin içişlerindeki rolü arttı; ancak, II. Dünya Savaşı'nı hazırlayan dönemde milliyetçiliğin tırmanışı partilerin etkisinin azalmasına ve nihayet geçici olarak kapatılmalarına neden oldu.
Günümüzde Japonya'daki en büyük 6 siyasi parti şunlardır: Liberal Demokratik Parti, Japonya Sosyalist Partisi, Komeito, Demokratik Sosyalist Parti, Japonya Komünist Partisi ve Birleşmiş Sosyal Demokratik Parti.

Japonya'nın en büyük tutucu grubu olan iktidardaki Liberal Demokratik Parti, II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1955'de iki tutucu partinin birleşmesiyle kuruldu. LDP, 1955'den beri kesintisiz olarak iktidarda kalmıştır. Parti Başkanı, LDP'nin Temsilciler Meclisi'ndeki ve Senato'daki üyeleri tarafından iki yıllık bir dönem için seçilir. Başkanlık için dört veya daha fazla aday olduğunda parti üyeleri arasında direkt oylama ile yapılan birinci seçimde ilk üç aday belirlenir ve sonra başkan bu üç aday arasından LDP'nin Parlamento üyeleri tarafından seçilir. Uygulanmakta olan parti kurallarına göre başkan bu görevde iki dönemden fazla kalamaz.
Japonya Sosyalist Partisi, ilk olarak, savaş öncesinde farklı emekçi partilerin birleşmesi ile Kasım 1945'de kurulmuştur. 1951'de sol ve sağ kanatlara ayrıldıktan sonra, Ekim 1955'de ikinci bir birleşme olmuştur. Amacı mevcut Anayasa'yı desteklemenin yanısıra "barışçı ve demokratik devrim" vasıtasıyla sosyalizmin gerçekleştirilmesidir. Temmuz 1986'da Doi Takako JSP'nin başkanlığına seçilmiş ve böylece Japonya'da başlıca siyesi partilerden birinin başına getirilen ilk kadın olmuştur.
Komeito (Temiz Hükümet Partisi), Budizm'in Nichiren Shoshu mezhebinin bir uzantısı olan Soka Gakkai'in siyasi kolu olarak Kasım 1964'de kurulmuştur. Ocak 1967'de katıldığı ilk genel seçimlerde, 25 üyesinin Temsilciler Meclisi'ne seçilmesi başarısını göstermiştir. Komeito, bundan böyle dinden bağımsız olduğunu ilan etmiştir, "insancıl sosyalizm" kavramına dayalı refah bir toplum yaratmak hedefleri arasındadır
Demokratik Sosyalist Parti, Ocak 1960'da bir yıl önce JSP'den kopan bir grup tarafından kuruldu. Demokratik yöntemlerle sosyalist toplumun yaratılmasına kendini adayan parti, aşırı ideolojilere karşıdır. Parti programı uyarınca "solda ve sağda kapitalist ve totaliter rejime karşı koymak" için çaba harcayan DSP, bir sınıf partisi değil, "çeşitli toplumsal gruplar arasında menfaat farklılığını ve aynı zamanda ortak ulusal menfaatlerin varlığını kabul eden popüler" bir partidir.
Japonya Komünist Partisi, Temmuz 1922'de siyasi yeraltı cemiyeti olarak kuruldu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra resmi bir parti olarak ortaya çıktı. Parti, "halkın demokratik devrimi ve sonraki sosyalist devrim" yoluyla Japonya'da komünist topluma geçilmesini amaçlar. Birleşmiş Sosyal Demokrat Parti, Sosyalist Parti'den önceki yıl çekilen üç parlamento üyesi ve Sosyalist Vatandaşlar İttifakı'nın üç parlamento üyesinden oluşan iki küçük politik grubun birleşmesiyle Mart 1978'de resmen kuruldu. Amacı "yeni ve liberal sosyalizm"i gerçekleştirmektir.



Yürütme
Yürütme yetkisi, başbakan ve en çok 20 devlet bakanından oluşan ve tamamen Parlamento'ya karşı sorumlu olan kabineye verilmiştir. Parlamento üyesi olmak zorunda olan ve parlamento tarafından belirlenen Başbakan, sivil ve büyük çoğunluğu Parlamento üyeleri arasından olmak üzere devlet bakanlarını atamak ve görevden almak yetkisine sahiptir.
Temsilciler Meclisi'nin Hükümete güven önergesini reddettiği veya güvensizlik önergesini kabul ettiği durumlarda, eğer Temsilciler Meclisi 10 gün içinde feshedilmemişse, kabinenin istifa etmesi gerekir.
Mart 1988 tarihi itibariyle Japonya'da Başbakanlığın yanısıra 12 bakanlık ve 32 teşkilatta 273 bini Savunma Güçleri personeli olmak üzere toplam 1 milyon 180 bin dolayında memur çalışmaktadır. Bunlara ek olarak devletin resmi hesaplarının yıllık kontrolünden sorumlu olan Sayıştay da bağımsız anayasal bir kuruluştur.


Yargı
Hükümetin yasama ve yürütme yetkilerinden tamamen bağımsız olan hukuk sisteminde, Yargıtay, 8 yüksek mahkeme, Hokkaido dışında tüm eyaletlerde, 4 mahkeme ve l jürisiz mahkemeden oluşan birer bölge mahkemesi kurulmuştur. Bunlara ek olarak pekçok aile mahkemeleri mevcuttur.
Yargıtay bir başhakim ve 14 hakimden kuruludur. Kabinenin belirlediği başhakimi İmparator atar. Diğer 14 hakimin ataması kabine tarafından gerçekleştirilir. Yargıtay hakimlerinin atamaları; atanmalarını izleyen ilk Temsilciler Meclisi genel seçimleriyle birlikte yapılan ulusal referandumla yenilenir. On yıllık dönemden sonra hakimlerin yeniden atanmaları aynı şekilde tekrarlanır. Yargıtay, kanun, düzen, nizam ve resmi işlerin anayasaya uygunluğunun karara bağlandığı en yüksek mahkemedir.


Ulusal Güvenlik
İkinci Dünya Savaşı Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atılan birer atom bombasıyla sona ermiştir. Japonya, atom bombasının atıldığı, nükleer silahın etkilerini birebir yaşayan tek ülkedir. Bu durum, ülkenin ulusal güvenlik politikasını biçimlendiren en önemli unsurdur. Anayasa'ya da damgasını vuran bu tarihi olgu doğrultusunda Japonya komşularına hiçbir zaman tehdit unsuru olamayacak, ancak etkin bir savunmayı da sağlayacak bir askeri güç oluşturma politikası güdegelmiştir. Öte yandan, nükleer silaha sahip olmamak, bunları üretmemek ve bunların ülkeye girişine izin vermemek biçiminde özetlenen üç nükleer ilke, Japon ulusal güvenlik politikasının temel taşlarını oluşturur. Ülkenin mevcut güvenlik politikasının üç temel direği ise şunlardır: Japonya-ABD Karşılıklı İşbirliği ve Güvenlik Antlaşması'na dayalı yakın bir ittifakı sürdürmek, sürdürülebilir bir savunma yeteneğini amaçlayan Savunma Güçleri'nin modernizasyonu ve daha barışçı, istikrarlı bir uluslararası ortamının yaratılması için aktif bir diplomasi izlemek

Ogün
21.04.08, 07:34
Japonya Ekonomisi

ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK / BALIKÇILIK / ENERJİ / İMALAT SANAYİ / ULAŞIM

Bilim ve Teknoloji
Japonya teknolojinin en önemli odaklarından biridir. Bilgisayardan nükleer enerjiye, havacılıktan haberleşmeye kadar birçok alanda teknolojinin öncülüğünü yapmaktadır. İlerlemenin itici gücünü, özel sektör, üniversiteler ve devlet üç koldan yapmaktadır.

Uzay teknolojisi:
Japonya bu alanda yaptığı çalışmalarla haberleşme, meteoroloji, coğrafya, yayıncılık gibi birçok sektöre uzayın katkılarını sağlamış durumdadır. Bu amaçla birçok uydu yörüngelerine yerleştirilmiş, hizmet vermektedir. Sözkonusu uydular 1986 yılından itibaren Japon yapımı roketlerle fırlatılmıştır. Japonya'nın geliştirdiği ataletli güdüm sistem ve bir ikinci aşama motorlu H-1 roketini kullandığı bu tarih ülkedeki uzay çalışmaları açısından da bir dönüm noktası olmuştur. Japonya halen kendi gerçekleştireceği insanlı uzay uçuşlarının çalışmalarını sürdürmektedir. Bu arada, uzay istasyonu gibi insanlı ve büyük kapsamlı uzay çalışmalarının içinde aktif biçimde bulunmaya da özen göstermektedir.

Havacılık:
Havacılık, Japonya'nın iddiayla geliştirdiği teknolojilerden biridir. 1980'li yıllarda XS-11 ve diğer sivil ulaşım uçakları üzerinde yapılan başarılı çalışmalar, Boeing-767 yolcu jetinin üretilmesi Japon havacılığı açısından tarihi bir dönemeç oluşturdu. Bu alandaki araştırma ve çalışmalar, Japonya'nın bu konuda en önemli rekabetçi ülkeler arasında yer almasına yetecek ölçüdedir.

Nükleer teknoloji:
Japonya'da 35 ticari nükleer reaktör bulunmaktadır. Bu reaktörler sayesinde toplam elektriğin yaklaşık yüzde 30'u üretilebilmektedir.
Alınan bütün etkin önlemlere rağmen, bu konudaki çalışmalara aralıksız devam edilmektedir. Nükleer tehlike anında tehlike önleme sistemlerinin geliştirilmesi ve güvenliğin maksimum düzeyde sağlanması, bu çalışmaların başlıca amacını oluşturmaktadır. Bunun yanısıra nükleer füzyon alanındaki çalışmalar da ülkeyi, ön sıralara taşımıştır. 1985 yılında yapılan JT-60 reaktörü birkaç yıl içinde, o tarih için dünyadaki en yüksek enerji-denge koşullarını yakalamayı başarmıştı.

Biyoloji:
Bu alanda elde edilen bulgular, bilgiler çevre, balıkçılık, tarım, gıda sanayii, kimya endüstrisi, ormancılık gibi çok çeşitli sektörlerin gelişimini sağlayan önem veriler olmaktadır. Bu alandaki çalışmalarda genetik ön plana çıkmaktadır. Genetik mühendisliği alanındaki çalışmalar, baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. Gen haritasının çıkarılmasından, genlerin birbirleriyle ilişkileri ve işlevleri, kanser araştırmaları, hormonlar, ender tıbbi maddelerin üretim teknikleri, biyo-kimya, yeni tür tarım bitkileri ve besi hayvanlarının geliştirilmesi gibi faaliyetler, bu kapsam içerisinde görülmekte ve bu konuda elde edilen yeni veriler sık sık medya organlarında haber olmaktadır.

Deniz araştırmaları:
Bu araştırmalar, denizlerin korunması, enerji, deniz alanlarının kullanımı, biyolojik kaynaklar, deniz dibi zenginlikler gibi konuları kapsamaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar da tıptan enerjiye, gıda sanayiinden genetiğe kadar birçok alana katkı sağlamaktadır. Japonya deniz ve okyanus araştırmaları konusunda da dünyanın önde gelen araştırmacı ülkeleri arasında yer almayı sürdürmektedir.

Yüksek iletkenler:
Bazı metal ve benzeri maddelerin belirli bir ısının altında soğutulduğunda, direnç göstermeksizin elektriği iletme yeteneği anlamına gelen yüksek iletkenlik, 1990'lı yıllarda ileri teknolojide iddialı ülkeler arasında başlıca rekabet alanlarından birini oluşturuverdi. Yüksek iletkenlik, elektrik enerjisi nakli, enerji depolama, manyetik ulaşım, bilgisayar, nükleer füzyon gibi alanlarda büyük avantajlar sağlaması yüzünden kazandığı stratejik önemini sürdürmektedir.
Japonya ayrıca Maglev (manyetik kaldırma gücüyle havada giden) trenler, optik fiber iletişim (haberleşme), yüksek tanımlı televizyon, bilgisayar teknolojilerinde de dünyanın öncü birkaç ülkesinden biri olmayı sürdürmektedir.

ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK
Japonya'nın yalnızca %13,3'ü tarıma uygundur. Bu nedenle Japonya tarımda dışa bağımlıdır. Dünyanın en çok tarımsal ürün ithal eden ülkelerinden biridir bu ülke... Japonya'da yetişen ürünlerin başında pirinç ve buğday gibi tahıllar, portakal, karpuz ve armut gibi meyveler, sığır, piliç, domuz gibi hayvanlar, süt ve yumurta gelir. Tarım alanlarının darlığı verimi ön plana çıkartmıştır. Ülkedeki çiftlikler ortalama 1,47 hektar (14.700 metrekare=14-15 dönüm) büyüklüğündedir. Japon çiftlikleri görece küçük olmasına rağmen, verimlilikte kaydedilen aşamalar, teknoloji ve bilimsel veriler bu küçük alanların en verimli biçimde kullanılmasını sağlamıştır. Tarım makinaları (traktör, kamyonet, kültivatör, pirinç ekme makineleri), ekim yöntemleri (yoğun ekim gibi) ve gübreler sayesinde, dar alanda ülkenin toplam meyve ve sebze ihtiyacının yarısı üretilir. Özellikle yeni teknolojilerin bu başarıdaki rolü çok büyüktür. Japonya'da bazı tarım ürünleri, toprak olmaksızın, su içinde, (hidrofonik yöntem) üretilmektedir.

Genetik mühendisliği de ürünün daha az zahmet ve masrafla ve daha sağlıklı olması yolunda önemli adımlar attı. O kadar ki, taşımada kolaylık sağlayacak küp biçimli karpuzlar, tüysüz ama dayanıklı tavuk gibi hayal gücünü zorlayan projeler üzerindeki çalışmalar yarış halinde sürmektedir. Uzmanlar yakın gelecekte üretilecek mavi renkli biberlerin, kahverengi salatalıkların, pembe marulların sofraları süsleyeceğini, bu süreçte bulunan genetik yiyeceklerle dünyadaki açlık sorununun da çözüleceğini söylüyorlar. Japonyanın tarım dışı arazisinin çoğu ormanlıktır (%68). Ormancılık Japon ekonomisinin önemli bir parçasıdır. Japonya bir ada ülkedir, bu da ülkeyi doğal kaynakları dikkatli kullanmaya itmektedir. Ormanların % 41'i ekilmiş ormanlardır. İklimsel zenginlik ağaç türlerine de yansımıştır. Çoğunlukla görülen ağaçlar sedir, selvi, çam, at kestanesi, kayın ve kafurdur. Ormanların ve ormancılığın Japonya'da tarihi bir önemi vardır. 8. yüzyıldan bu yana başta Kyoto olmak üzere çeşitli kentlerde inşa edilen sarayların ve tapınakların vazgeçilmez, ana maddesi ağaç olagelmiştir. Bununla beraber, günümüzde ağaca sadece inşaat için değil, kağıtçılık, mobilyacılık gibi çeşitli sektörlerde de büyük gereksinim vardır. Bu nedenle Japonya ağaç ihtiyacının % 76'sını ithal eder.


BALIKÇILIK
Çaysız, ekmeksiz Türkiye düşünülemeyeceği gibi balıksiz da Japonya düşünülemez. Bu da balıkçılığı Japonya'da önemli bir sanayi dalı haline getirmeye yetmiştir. Japonya'da 257.000 dolayında kayıtlı balıkçı teknesi vardır. Bu balıkçılar yılda yaklaşık 6,7 milyon ton balık arz ederler. Ayrıca 1.4 milyon ton balık ve kabuklu deniz hayvanı da özel çiftliklerde üretilir. Bu çiftliklerde 100'e yakın türde balık yetiştirilmektedir. Japonya, buna rağmen balık ihtiyacının % 40'ını dünyanın diğer ülkelerinden ithal ederek karşılamaktadır. Buradan, Japonların ne kadar çok balık tükettiği de ortaya çıkmaktadır.



ENERJİ
Japonya'nın enerjide kendine yeterlilik oranı sadece % 18,1'dir. Japonya elektriğini termal santrallerden, nükleer santrallerden, sudan elde ettiği enerjiden, jeotermal enerjiden ve güneş enerjisinden elde etmektedir. Ancak başta sanayi olmak üzere ülkenin enerji gereksinimi, bu kaynaklardan elde edilen üretimin çok üzerindedir. Sonuçta ülkenin en önemli dışalım kalemlerini enerjiye dönük olanlar oluşturmaktadır ve bunların başında petrol gelmektedir. Japonya tükettiği petrolün % 99,7'sini ithal etmektedir.

Ogün
21.04.08, 07:39
İMALAT SANAYİ
Japonya'nın ekonomik gücünün büyük kısmı imalat sanayiine dayanır. Arabalar Japonya'nın en çok bilinen ürünleridir. Japonya, 1995 yılında yaklaşık 10,2 milyon araba, otobüs ve kamyon üretmiştir. Bu rakam dünyanın en büyük üretimini de göstermektedir.

Araba üretimi ağırlık olarak robotlar tarafından yapılmaktadır. Bu robotlardan kastedilense özel görevler yapmak üzere tasarlanmış karmaşık makinelerdir. Bu makinalar sayesinde rutin, mekanik işler makine dünyasına devredilirken, insanlara da makinaların henüz yapamadığı, özellikle eğitim, yaratıcılık gerektiren işlere yönelmelerine olanak tanınmıştır. Japonya'da üretilen araçların yaklaşık yarısı dışarıya satılmaktadır. Pazar alanları bakımından konuyu ele alacak olursak pazarları tek tek saymak yerine bütün neredeyse bütün dünya demek daha kolay olacaktır. Japon firmaları ürettikleri arabaları bütün dünyaya satmakla kalmıyor, aynı zamanda çeşitli ülkelerde kurdukları üretim tesisleri ya da ortaklıklarla yurt dışında üretim de gerçekleştirmektedirler. Bu uygulama yıllar içerisinde giderek yaygınlaştı ve üretimin önemli bir bölümü yurtdışına kaydı. Japonya arabanın yanısıra otobüs, kamyon, gemi ve diğer ulaşım araçlarını üreterek, satmaktadır.

Japon elektrikli cihaz ve elektronik endüstrisi de bütün dünyaca ünlüdür. Elektronik cihazların dayanıklılığı, kalitesi Japonya'ya çok önemli bir avantaj sağlamaktadır. Müzik setleri, radyolar, televizyonlar, video kayıt cihazları, fotoğraf makineleri ve bilgisayarlarda "Japon" markası başlı başına bir kalite güvencesi olarak kabul edilmektedir. Evlere giren elektronik cihazların yanında, imalat sanayilerinde kullanılan hassas elektronik cihaz ve ortamların üretildiği başlıca merkez de Japonya'dır.

Japonya telekomünikasyonda da dünya lideridir. Tokyo'nun Akihabara semti, göz alabildiğine uzanan mağazaları ile "elektrik-elektronik kenti" olarak bilinir.

Japonya'nın ekonomik gücünü öncelikle imalat sanayii sağlar. Ancak imalat sanayiinin yan etkisi olan çevre kirliliği konusunda Japonya başlangıçta bir istisna oluşturmamıştır. İmalat sanayiindeki büyümeyle birlikte çevre sorunları da ciddi boyutlara ulaşabilmiştir. Ancak Japonya'nın başarısı geçmişten ders alarak, bu sorunları ortadan kaldıracak ya da en aza indirecek teknolojileri ve yöntemleri uygulamada yatmaktadır. Japonya sürekli olarak, imalat sanayiinin yarattığı kirliliği azaltmak için yöntemler geliştirmektedir. Bütün sanayi dalları tarafından çevre korumacılığı için geliştirilen teknolojiler uygulanmaya çalışılmaktadır.

Japonya'nın iddialı olduğu bir diğer ürün yelpazesi ise metal, metal ürünleri, kimyasal ve diğer makine endüstrisi ürünleridir.

ULAŞIM
Japonya ulaşım altyapısıyla gurur duyar. Dünyanın en hızlı trenlerinden biri Şinkansen (hızlı tren)'den bisiklete kadar akla gelebilecek her türlü ulaşım aracını, en kaliteli türevleri ve modelleriyle Japonya'da bulmak, görmek mümkündür.

Ülkede demiryolu ulaşımı önce gelir. Trenler, mükemmel ulaşım altyapısının bir göstergesi olarak tam zamanında kalkar ve gideceği yere zamanında ulaşır. Ülke demiryollarıyla örülmüştür. Şinkansen Kyuşu'daki Hakata'dan Honşu'nun kuzeyindeki Morioka'ya kadar ülkenin bir başından diğer başına demiryoluyla rahat ve güvenli yolculuk yapmak mümkündür. Trenler saatte 270 kilometre hıza ulaşabilmektedir. Tokyo ve Shin - Osaka arasındaki 552,6 kilometrelik mesafe bu trenle 2,5 saatte alınabilmektedir. Tokaido ve Sanyo Şinkansen hattında her gün 400 şehirlerarası tren seferi, Tohoku ve Yamagata hattında ise her gün 159 sefer yapılmaktadır. Şinkansen'in yanı sıra, büyük şehirlerin içinde ve arasında çok yoğun banliyö ve metro hatları hizmet vermektedir. 1995 yılı itibariyle, ülkenin on büyük şehrinde işleyen 36 metro hattı bulunmaktadır. Yalnızca Tokyo metrosunda günde 9 milyonu aşkın kişi yolculuk yapmaktadır. Metro büyüklüğüyle, uygulamalarıyla sık sık dünya medyasına konu olmaktadır. Tren istasyonlarındaki platformlarda, tren durduğunda kapının açılacağı yerleri belirten çizgiler çizilmiştir. Okul ve iş dağılım saatlerinde istasyonlar görülmeye değerdir.

Karayolları da ulaşım sisteminde yer alan önemli bağlantı yollarından biridir. Japonya'daki karayollarının toplam uzunluğu 1 milyon 100 bin kilometreyi aşmıştır. Her kilometre kare araziye yaklaşık 3 kilometre yol düşmektedir.Bu değer, Fransa ve İngiltere'dekinin iki katı, ABD'ndekinin 4.5 katıdır. Karayolları yalnızca uzunluk bakımından değil, alt ve üst yapılarıyla da üstün nitelikler sergiler.

Havayollarına gelince, Japonya'da çok sayıda uluslararası hava alanı bulunmaktadır. Japonya'nın bir ada devleti olduğu hatırlandığında hava alanlarının, ülkeyi dış dünyaya bağlamak bakımından ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır. Her hafta, Japonya ve diğer ülkeler arasında yaklaşık 1700 uçuş gerçekleşmektedir. İç hat uçuşlarının yapıldığı havaalanlarında da günde yaklaşık 1850 uçuşla çok yoğun bir hava trafiği yaşanmaktadır.

Deniz yolu da ulaşımın önemli araçlarından biridir. İrili ufaklı yüzlerce adayı birbirine bağlamakta deniz ulaşımının önemini tarih boyunca çok iyi anlayan Japonya, teknolojinin son ürünlerini bu alanda da kullanmaktan geri kalmamıştır. Dört büyük adayı deniz, hava ve karayolu ile birbirine bağlayan Japonya bununla yetinmeyip, 1988 yılında Honşu adasını dünyanın en büyük tüneli ile Hokkaido'ya, Seto İç Denizi üzerinden de köprü ile Shikoku adasına bağlamıştır.

Ogün
21.04.08, 07:40
Japonya Coğrafya, İklim ve Nüfus

Japonya Coğrafyası
Japon takımadaları Asya kıtasının doğusunda yer alır. 3800 kilometre uzunluğunda, yay görünümlüdür. Toplam yüzölçümü 377.815 kilometrekaredir. Alan itibariyle dünya karalarının binde 3'ünden daha az bir büyüklüğü sahiptir. (İngiltere'den biraz büyük, Hindistan'ın 1/9'u, ABD'nin ise 1/25'dir.) Takımadalar içinde dört ana ada vardır. Bunlar büyükten küçüğe sırayla Honşu, Hokkaido, Kyuşu ve Şikoku adalar zinciridir. Honşu'nun alanı toplam alanın yüzde 60'ından fazladır. Bunun yanısıra yaklaşık 3900 küçük ada bu dört büyük adayı tamamlar. Japon adaları aslında Güneydoğu Asya'dan Alaska'ya kadar uzanan dağ sıralarının bir bölümüdür.nü oluşturur. Sahiller uzun ve kayalıktır. . Japonya'nın toplam yüzölçümünün yüzde 71'i dağlıktır. Dağların araları berrak göller, nehirler ve sayısız vadilerle doludur. Ülkenin en yüksek dağı Fuji 3776 metredir. Fuji dağı Japonya'daki 77 aktif volkandan biridir. Popüler dinlenme ve turizm odaklarından biri olan sıcak su kaplıcaları da bu volkanların ürünüdür. Bu volkanik faaliyetlerin bir diğer sonucu da sarsıntı ve depremlerdir.


Japonya İklimi
Japonya, muson bölgesi ile ılıman bölgenin birleştiği noktada yer alır. İklim, okyanusun ve karasal hava akımlarının etkisi altında genelde ılıman bir karakteri vardır. Japonya'da genellikle dört mevsim yaşanır. Haziran ortalarında başlayan yaz ılık ve nemlidir. Yağmurlu mevsimin hiç yaşanmadığı, kuzeydeki Hokkaido adası dışında , çoğunlukla yazı, yaklaşık bir ay süren yağmurlu bir mevsim takip eder.
Kış, Pasifik kıyılarında güneşli ve yumuşak geçer. Japon denizi kıyılarında ise bulut hakimdir. Dağlık iç kısım ise dünyanın en karlı bölgelerinden biridir. Hokkaido'nun en belirgin özelliği sert kışlarıdır. Eylül ayıyla birlikte ülkenin içlerinde şiddetli rüzgar, tayfun ve sağanak yağışlar yaşanır.
Başkent Tokyo, Tahran, Los Angeles ve Atina ile aynı enlemdedir. Yaz aylarında görülen nemli ve çok sıcak havanın tersine kış, düşük nem oranı ve arasıra yağan karla ılıman geçer.


Japonya Nüfusu
Japonya'nın nüfusu 123 milyon dolayındadır. Bu bakımdan dünyanın en kalabalık yedinci ülkesidir. Ancak nüfus artış hızı sıfır düzeyindedir. Esi dönemlerde adalardaki yerli halk ile kıtada yaşayan halkların karışması sonucu bugünkü Japon halkı oluştu. Ülkede nüfus yoğunluğu yüksektir. Kilometrekareye 332 kişi düşmektedir. Arazinin genelde dağlık ve iskan edilemez nitelikte olduğu, ülkenin ancak yüzde 10'unda yaşanabildiği de unutulmamalıdır. Nüfusun 4/5'inden fazlası şehir ve kasabalarda yaşamaktadır. En büyük kent olan Tokyo'nun nüfusu ise 12 milyon dolayındadır.

Ogün
21.04.08, 07:47
Japonyanın tarihini yönetim biçimini ekonomisini iklimini ve coğrafya v.s özeeliklerini tanıdık


şimdi gelelim gelenk göreneklere
bu adamların adetleri nedir nasıl yaşarlar
oraya gidince alışık olmamız lazım :)

http://www.bigfoto.com/sites/galery/japan/japan48.jpg

Geleneksel Kıyafet

Kimono

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/gelenek/kimono_bas.jpg
Sözlük anlamı "Giysi" anlamına gelen Kimono Japonya'ya özgü en geleneksel öğelerden biridir. Batı'da tahta kalıplarla basılan Ukiyo-e resimlerinin popülerliği aynı zamanda kimonolara olan ilgiyi de hat safhaya ulaştırmıştır.

Kimonoların birçok çeşidi bulunmaktadır, mevsimsel sezonluk kimonolar, bayanların törenlerde giydiği özel kimonolar, erkekler için dikilen kimonolar gibi.
Nara döneminde (710~94), kosode (küçük kol) olarak adlandırılan giysi, Kimono olan gerçek adını 18. yy'da almıştır. Halen kullanılan kimonolar, Japonya'yı ziyarete gelen turistlerin de ilgisini çekmekte ve kısa süreli de olsa ziyaretçiler Kimono gerçek anlamda giyme fırsatı bulmaktadırlar.

Kadınlar Kimonolarını özellikle geleneksel çay ve ikebana törenlerinde giyerler. Genç kızlar ise furisode olarak adlandırılan çok renkli kolları diğer kimonolara göre daha uzun, parlak Obi(kemer) i olan kimonoları giymektedir. Fabrikalarda üretilen ve basit geometrik şekillere sahip, günlük hayat içerisinde sık kullanılan kimonolara, Edo komon ismi verilmiştir.
Düğün ve özel törenlerde ise, tam tersi özel olarak tasarlanan, müthiş görünüme sahip kimonolar tercih edilmektedir. Bunlardan biri de shiromuku'dur , çok kalın kumaşlı, özel işlemeleri bulunan, saç tokası mevcut, geline özel beyaz renktedir. Damat adayı ise üzerinde ailesine ait işareti bulunduran ve habutae ipeğinden özel üretilmiş kimonoyu taşımaktadır. Son zamanlarda düğünlerde damatların batı tarzında da giyindikleri görülmektedir. Ölüm törenlerinde hem erkekler hem bayanlar siyah kimono giyerler.

Geleneksel olarak kimono giyim teknikleri annelerden kızlarına aktarılır, fakat günümüzde bu teknikleri öğreten okullara rastlanmaktadır. Özel ipekten, yünden veya sentetikten üretilen kimonolar kış aylarında giyilmektedir.

İlk önce beyaz çoraplar olan tabi ler giyilir; daha sonra kimononun alt kısmını oluşturan yelek ve etek giyilir,daha sonra kimononun altındakileri tutmaya yarayan nagajuban (bir çeşit iğne) ve datemaki kemeri bağlanır; son olarak kimono giyimi yapılır ve Obi ile bağlanır. En son olarak ise Zori'ler ayağa giyilir, böylece kimono giyimi bitirilmiş olur.

Yukata

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/gelenek/kimono_yukata.jpg

nce, pamuklu yukata ise hem erkekler hem de bayanlar tarafından yaz ayları boyunca giyilmektedir(Diğer ülkelerde çoğunlukla Kimono adı altında satılan ürünler aslında Yukata'dır).

Genellikle bunlarla beraber geta lar giyilmektedir. Günümüzde renkli renkli yukatalar Yaz şenliklerinde birçok genç kızın ve erkeğin giysileri olmaya devam etmektedir.

Ayak giyimi

Zouri ve Geta Japonya'da en sevilen geleneksel sandaletlerdir. Her ikisi de Y şeklinde bir bantla, ayak baş parmağı ve ikinci parmak sokularak giyilir.

http://img228.imageshack.us/img228/2803/japonnnue6.jpg

Ogün
21.04.08, 07:51
Geyşa

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/gelenek/geisha_bas.jpg

Japonca’da “Gei” sanat veya gösteri, “sha” ise kişi anlamına gelir. Geisha’lar konukları çeşitli sanat gösterileri ile eğlendiren profesyonel konsomatrislerdir. Geisha kızları ve kadınları sıradan konsomatris veya hayat kadını değillerdir.

Geisha geleneğinin atalarının 11. yüzyılda savaşçıları eğlendiren kadınlar olduğu varsayılmaktadır.

Geisha olmak isteyen kızlar çok sıkı disiplinli bir eğitim ve çıraklıktan geçerek değişik birçok geleneksel Japon sanatlarını öğrenirler. Bu sanatlara örnek olarak şarkı söyleme, dans etme, müzik aletleri özellikle Shamisen çalma verilebilir. Fakat Geisha olabilmek için sadece bu kadarı da yeterli değildir. Geishaların aynı zamanda çok iyi sosyal becerileri olması gerekmektedir.

Bir Geisha’nın en büyük amacı konuklarını rahatlatmak olduğundan (lütfen buradaki rahatlatmak sözünü fiziksel rahatlatmak ile karıştırmayınız), konuklarının işleri, hobileri, ilgi alanları kısaca neredeyse hemen hemen her konuda bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Hatta günümüzde yabancı konukları eğlendirmek amacı ile İngilizce öğrenen veya bilgisayar kurslarına giden Geishalara rastlayabilirsiniz.

Geisha’lar Kimono giyerler ve yüzlerine solgun bir makyaj yaparlar. Bu makyajın geleneksel amacı konuğuna karşı duygularını gizlemektir.

Geisha Evleri (o-chaya)

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/gelenek/geisha_hanamachi.jpg

Birçok Geisha kız ve kadının toplandıkları semtlere hana-machi (çiçek şehri) adı verilir. O-chaya (Çay evi) normal çay evlerinden farklıdır. Genelde geleneksel Japon ahşap evlerinden oluşurlar ve içerlerinde her konuk veya konuklar için geleneksel tahta kapılı ve yerleri tatami kaplı odalar veya geleneksel Japon stili bahçeler bulunur.

Maiko (genç Geisha kız) yetiştiren o-chaya’lar da bulunmaktadır. Bunlara okiya denilir.

Son zamanlarda bu zor koşullar gerektiren eğitime dayanabilen kızlar az olduğundan gerçek Geishalar gitgide azalmaktadır. Geisha olmaya karar veren kız genelde o-chaya’ya bir tanıdık aracılığı ile tanıştırılır. O-chaya’ baş kadını (okami) kız ve ailesi ile bir görüşme yapar ve eğitimin nasıl olacağını anlatır.

Eğer okami kızı kabul ederse ve kızda ortaokulu bitirmiş ise hemen eğitimine ve çıraklığına başlar. Bir kere eğitime başladıktan sonra kız evi yaklaşık beş altı sene terk edemez. Yaklaşık altı ay sonra kız Maiko olur ve diğer Geishalara eşlik ederek müşterilere nasıl davranılacağını ve bu mesleğin inceliklerini öğrenir.

Genellikle Maiko yirmi yaşına geldiğinde Geisha mesleğine devam edip etmeyeceğine karar verir. Eğer devam etmeye karar verirse erigae (yaka değiştirme) denilen tören düzenlenir.

Ogün
21.04.08, 07:53
Sento (Japon hamamı)

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/gelenek/sento_giris.jpg

Sento geleneksel Japon hamamıdır. Evlerinde ofuro (banyo ) bulunmayan Japonlar günlük banyolarını yapmak için giderler. Eskiden aynı Türk veya Roma hamamlarında olduğu gibi sentolar insanların buluşup konuştukları, dedikodu yaptıkları yerlerdi.

Zamanımızda hemen hemen her evde banyo olduğundan sentolar giderek azalmaya başlamıştır. Fakat buna rağmen geleneksel sentoların yerini içerlerinde değişik atmosferli havuzları, saunaları, masaj ve fitness salonları olan yeni tip hamamlar giderek artmaktadır.

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/gelenek/sento_ic.jpg

Sentoya ilk geldiğinizde girişte iki kapı görürsünüz, bunlardan biri kadınlar için diğeri erkekler için ayrılmıştır. Girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarıp girişteki emanet dolabına koyarsınız.
Daha sonra erkek veya kadın kapısından girer ve ortada hem kadın hem erkek kısmını görebilecek şekilde yüksek bir platformda oturan kişiye ücreti ödeyerek giyinme odasına geçersiniz.
Soyunduktan sonra elbiselerinizi dolaba kilitler ve yanınıza sadece vücudunuzu yıkamak için kullanacağınız küçük bir havlu ile çıplak olarak yıkanma bölümüne geçersiniz(Türk hamamlarındaki peştamal adeti yoktur).

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/gelenek/sento_havuz.jpg

Yıkanma bölümü sağlı sollu dizilmiş önünde küçük bir tabure olan musluk veya duşlar, en dipte ise içine girip rahatlamak için yapılmış bir sıcak su (40-45 derece) havuzcuğundan oluşur. En çok dikkat etmeniz gereken husus kesinlikle sabunlu vücutla veya vücudunuzu yıkamadan bu havuza girmemektir. Havuza girerken ve vücudunuzu yıkarken etrafınızda yıkanan diğer kişilere su sıçratmamaya özen göstermeniz gerekir.

Bu havuzcuğun bir cephesinde güzel manzaralı geniş bir pencere bulunur, eğer sento şehir içinde ise veya etrafında manzara yok ise duvarda genelde Fuji dağı veya başka manzara resmi olan bir duvar bulunur.

İstediğiniz kadar yıkanıp tekrar tekrar havuza girebilirsiniz. Su çok sıcak olduğundan uzun süre kalmamalı onun yerine gidip gelerek birçok defa girmenizi tavsiye ederiz. Havuzlarda suyun havuza aktığı yere yaklaştıkça suyun sıcaklığı artar.

Ogün
21.04.08, 07:58
Ryokan

http://www.accessjapan.co.uk/newlookimages/accom/Garden%20of%20Sansuiro%20Ryokan.jpg

Ryokanlar geleneksel Japon otelleridir ve genellikle bir veya iki katlı geleneksel ahşap Japon evlerinden esinlenerek inşa edilmişlerdir. Eğer tam bir Japon atmosferi yaşamak isterseniz kesinlikle konaklamanızı tavsiye ederiz. Fakat bunun yanında ryokanların çok katı kural ve prensipleri bulunmaktadır. Özellikle Japon kültürünü bilmeden giderseniz zorlanabilirsiniz.

Bir Ryokan’a geldiğinizde sizi bir çay seremonisi ile karşılarlar. Ryokan odalarının isimleri genellikle Japon çiçek ve bitki adlarını taşırlar (krizantem süiti, kiraz süiti vb.).Odalarda Ryokan içerisinde giymeniz için her zaman yukata bulunur

http://www.japannewbie.com/images/journal/asaba_ryokan/asaba_ryokan1.jpg



Bütün odalar Japon stilinde döşelidir. Odalar tatami kaplıdır ve fusuma adı verilen kağıt kaplamalı ince tahtadan yapılma sürme kapılar ile ayrılmıştır.
genelde odaya girdiğinizde yatak yoktur, çünki Ryokanlarda futon denilen yer yataklarında yatılır. futonlar genelde oshi-ire denilen dolapların içindedir. Akşam futonları sermek ve sabah kaldırmak oda temizlikçisinin görevidir.

Hemen hemen her Ryokan’da umumi büyük bir ofuro (banyo) bulunur. Ryokanlar yarım pansyondur ve akşam yemeği odanıza servis yapılır (tabi geleneksel Japon yemekleri). Sabah kahvaltısı da pilav (gohan), miso (fasulye ezmesi) çorbası ve Japon usulü turşudan oluşur.

Ryokanı terk etmeden önce hesabı chouba (resepsiyon) ya ödersiniz. Geleneksel choubalara günümüzde daha nadir rastlanmaktadır. Eğer temizlikçiye bahşiş vermek isterseniz genelde toplamın yüzde beşi kadardır.

Tipik Ryokan fiyatları gecelik kişi başı 6.000 ile 15.000 Yen arasında olmasına rağmen 5.000 Yen civarına fazla gösterişli olmayan Ryokan da bulabilirsiniz.

Ogün
21.04.08, 08:03
gelelim Japoncaya :)

azda olsa öğrenmek lazım dimi :)

Japonca morfolojik ve sözdizimi açısından Altay Dillerine, sesbilimi açısından Malay-Polenezya dillerine benzer. Sözlüksel bakımdan Japonca'nın Korece ile yaklaşık 200, Moğolca ile de bir o kadar ortak sözcüğü vardır. Japonca'nın fonetik olarak Altay dilleriyle akrabalığı kesin değildir. Japon dilbilimciler dillerini ayrı bir dil olarak görme eğilimindedirler.
En eski Japonca metin olan Kociki (Antikçağdaki olaylar üstüne notlar) 712 yılından kalmadır. Koreli keşişler Budizm ile beraber yazıyı VI.yüzyılda Japonya'ya getirdiler.
Japonca'nın Çince ile kalıtsal bir bağı olmadığından Kanji'ler (Çin karakterleri) Japonca'ya anlamsal değerlerine ek olarak yaklaşık ses değerleri nedeniyle alındılar.Heian döneminde bu sesçil değerleri özellikle kadınlar kullanıyordu. 901'den kısa bir süre sonra iki kana sistemi (Hiragana ve Katagana) Heian yüksek tabakasında yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Günümüzdeki sistem ancak Meici döneminde (1868'den sonra) yerleşti.

Yazı sistemi

Japonca’da üç farklı yazı sistemi kullanılmaktadır. Hiragana, Katakana ve Kanji. Kanji’ler Çin karakterleridir. Hiragana ve Katakana ise Kanjilerden türetilmiş fonetik hecelerdir. Katakana Kanji ile yazılamayan Japonca olmayan kelimeleri, yer ve şahıs isimlerini yazmak için kullanılır. Modern Japonca’ya özellikle Batı dillerinden geçen kelimelerin çokluğu Katakananın kullanım alanını genişletmiştir. Katakana’nın yapısı Hiragana’nın yapısıyla ayrıdır.

Japon öğrenciler öncelikli olarak Hiragana ve Katakana’yı öğrenmektedirler. Altı yıllık ilkokul eğitimim tamamlanıncaya kadar öğrencilere eğitim kanjisi olarak tanılanan 1006 kanji öğretilmektedir. Hiragana ve Katakana her biri orijinal olarak kanji olan basitleştirilmiş 46 karakterden oluşmaktadır ve ikisi birlikte Kana olarak tanımlanmaktadır.. Japonca bir metne bakıldığında hiç Japonca bilmeyen birisi Kanjilerden oldukça basit Hiragana ve Katakanaları Kanjilerden ayırt edebilir.

Hiragana tablosu için tıklayın (http://www.minikjaponya.com/icerik/japonca/hiragana_tablo.asp)

Katakana Tablosu için tıklayın (http://www.minikjaponya.com/icerik/japonca/katagana_tablosu.asp)

Kanji

Kanji Çin anlamına gelen Kan ve karakter anlamına gelen Ji kelimelerinin birleşimiyle Çin karakteri demektir. Japonca'ya Çince'den geçen kanjiler yüzyıllardan beri Japonca’da kullanılmaktadır ve Japonca’nın yapısına, gramerine ve telaffuzuna göre birçok değişikliğe uğramıştır. Meiji dönemimi (1868-1912) başlangıcından II. Dünya Savaşı sonuna kadar Japonca’da 3600 kadar kanji kullanılmaktaydı. 1981 yılında Japonya Eğitim Bakanlığı temel eğitimde ve yayınlarda kullanılacak temel 1945 kanji belirleyerek kullanılan kanjilerin sayısını sınırlandırmıştır.

En kapsamlı Kanji sözlüğü olan Dai-kanwa Jiten ( Büyük Kanji Sözlüğü) yaklaşık olarak 50.300 kanji karakter içermektedir. Fakat bunların büyük bir kısmı günlük yaşamda ve yazışmalarda kullanılmamaktadır. Japonya Milli Eğitim Bakanlığı 1945 Kanji karakterini resmi olarak kabul etmiştir. Belirlenen bu kanjiler Jooyoo Kanji olarak tanımlanmaktadır ve en çok kullanılanlardır. Temel 1000 kanji bilgisiyle gazetelerde kullanılan kanjilerin yaklaşık olarak % 90 ‘ını anlamak mümkündür.

Çoğu kanji karakterinin “on” ve “kun” olarak tanımlanan iki çeşit okunuşu vardır. “on” okunuş kanjinin Çince telaffuzunu “kun” ise Japonca telaffuzunu göstermektedir. Kanjilerin Latin harfleriyle yazılışı ise Romanji olarak adlandırılmaktadır.

Radikal (bushu) kanjilerin genel karakterini ifade etmektedir. 200 civarında radikal bulunmaktadır. Radikaller kanjilerin kökünü ifade ettiği söylenebilir ve bilinen kanjilerden yola çıkarak bilmediğiniz kanji karakterlerini radikalleriyle tahmin edebilirsiniz. Birden fazla kanji bir araya gelerek farklı anlamla sahip olabilir.

Ogün
21.04.08, 08:06
Japonca Bazı Kelime ve Cümleler

• Merhaba - Kon-nichiwa
• Güle güle - Sayounara
• Görüşürüz - jaamataashita
• Günaydın - O hayou gozaimasu
• İyi günler - Kon-nichiwa
• İyi akşamlar - Konbanwa
• İyi geceler - Oyasuminasai
• Evet - Hai
• Hayır - Iie
• Teşekkürler - Arigato
• Bir şey değil - Douitashimashite
• Lütfen - Douzo
• Pardon; özür dilerim - shitsurei shimasu
• Anne - Haha, Okaasan
• Baba - Chichi, Otousan
• Eş; karı - Kanai, Tsuma
• Eş; koca - Shujin, Otto
• Erkek çocuk - Musuko
• Kız çocuk - Musume
• Arkadaş - Tomodachi
• ... konuşuyor musunuz - Anata wa ...go wo hanasemasuka
• İngilizce - Eigo
• Almanca - Doitsugo
• İspanyolca - Supeingo
• Fransızca - Furansugo
• Çince - Chuugokugo
• Ben - watashi, watakushi
• Biz - watashi tachi, wareware
• Sen - kimi
• Siz (tekil) - anata
• Siz (çoğul) - anatagata
• Onlar - karera
• Bu [Japonca] nasil soylenir? - Kore wa [nihongo] de nan to iimasuka?
• Tuvalet nerede? - Toire wa doko desu ka?
• Adınız nedir? - Anata no namae wa nan to iimasu ka?
• Tanıştığımıza memnun oldum - O-ai dekite ureshii desu.
• Çok teşekkürler - Arigato gozaimasu
• Anlamıyorum - Wakarimasen
• Nasılsınız? - O-genki desu ka
• İyi - Ii, Yoi
• Kötü - Warui, Yokunai
• Şöyle böyle - Souda neh
• Kapalı - Shimatteiru
• Açık - Aku
• Posta Kartı - E hagaki
• Pul - Kitte
• Bir az - Sukoshi
• Kahvaltı - Chohshoku
• Öğle yemeği - Chuushoku
• Akşam yemeği - Yuushoku
• Vejeteryen - Saishoku shugisha
• Ekmek - Pan
• İçecek - Nomimono
• Kahve - Koohii
• Çay - Ocha, Koucha
• Meyve suyu - Juusu
• Bira - Biiru
• Su - Mizu
• Şarap - Wain
• Tuz - Shio
• Biber - Kosho
• Et - Niku
• Dana eti - Gyuu niku, Biifu
• Domuz eti - Buta niku, Pooku
• Balık - Sakana
• Kümes hayvanı - Tori
• Sebze - Yasai
• Meyve - Kudamono
• Patates - Jagaimo, Poteto
• Salata - Sarada
• Tatlı - Desaato
• Dondurma - Aisu kuriimu
• Bu ne kadar? - Korewa ikura desuka.
• Bu ne? - korewa nan desuka.
• Alıyorum. - Sore wo kaimasu.
• Almak istiyorum ... - Sore wo kaitai nodesu.
• ... var mı? - ... wa arimasuka.
• Şerefe! - Kanpai!
• Kredi kartı kabul ediyormusunuz? - Kurejiti to kahdo de kaemasuka.
• Lütfen hesabı getirin. - Kanjouwo onegai shimasu.
• Sol - Hidari
• Sağ - Migi
• Düz - Massugu
• Aşağı - Shit
• Yukarı - Ue
• Uzak - Tooku
• Uzun - Nagai
• Yakın - Chikaku
• Kısa - Mijikai
• Harita - Chizu
• Turizm Danışma Bürosu - (Ryokou)Annaisho
• Tren - Kisha, Ressha
• Otobüs - Basu
• Metro - Chikatetsu
• Hava limanı - Kuukou
• Tren istasyonu - Eki
• Otogar - Basu tei
• Metro istasyonu - Chikatetsu no eki
• Kalkış - Shuppatsu
• Varış - Touchaku
• Kiralık araba şirketi - Renta car no eigyousho
• Otopark - Chuushajou
• Hotel - Hoteru
• Oda - Heya
• Rezervasyon - Yoyaku
• Pasaport - Pasupooto
• Kule - Tawaa, Tou
• Köprü - Hashi
• Tuvalet - Toire
• Banka - Ginkou
• Postane - Yuubinkyoku
• Müze - Hakubutsu kan
• Polis karakolu - Keisatsusho
• Hastane - Byouin
• Eczane - Yakkyoku
• Dükkan - Mise
• Lokanta - Resutoran
• Okul - Gakkou
• Kilise - Kyoukai
• Cadde - Toori
• Meydan - Hiroba
• Dağ - Yama
• Tepe - Oka
• Göl - Mizu umi
• Okyanus - Umi
• Nehir - Kawa
• Yüzme Havuzu - Puuru
• ... nerede? - ... wa doko desu ka.
• Bilet ne kadar? - Unchin wa ikura desu ka.
• ... e bir bilet, lütfen. - Kippu wo ichimai onegaishimasu.
• Nereye gidiyorsun(uz)? - Dokoe ikimasuka.
• Nerde oturuyorsun(uz)? - Dokoni sunde imasuka.
• Bu akşam için boş odanız var mı? - Aita heyaga arimasuka.
• Boş yer yok. - Aita heyawa arimasen.
• Gün - Hi, Nichi
• Hafta - Shuu
• Ay - Tsuki
• Yıl - Nen, Toshi
• Pazartesi - Getzuyou bi
• Salı - Kayou bi
• Çarşamba - Suiyou bi
• Perşembe - Mokuyou bi
• Cuma - Kin'you bi
• Cumartesi - Doyou bi
• Pazar - Nichiyou bi
• İlkbahar - Haru
• Yaz - Natsu
• Sonbahar - Aki
• Kış - Fuyu
• Ocak - Ichi gatsu
• Şubat - Ni gatsu
• Mart - San gatsu
• Nisan - Shi gatsu
• Mayıs - Go gatsu
• Haziran - Roku gatsu
• Temmuz - Shichi gatsu
• Ağustos - Hachi gatsu
• Eylül - Ku gatsu
• Ekim - Juu gatsu
• Kasım - Juu ichi gatsu
• Aralık - Juu ni gatsu
• Bugün - Kyou
• Dün - Kinou
• Yarın - Asu
• sıfır - zero
• bir - ichi
• iki - ni
• üç - san
• dört - yon
• beş - go
• altı - roku
• yedi - nana
• sekiz - hachi
• dokuz - kyuu
• on - juu
• on bir - juu ichi
• on iki - juu ni
• on üç - juu san
• on dört - juu yon
• on beş - juu go
• on altı - juu roku
• on yedi - juu nana
• on sekiz - juu hachi
• on dokuz - juu kyu
• yirmi - ni juu
• yirmi bir - ni juu ichi
• otuz - san juu
• kırk - yon juu
• elli - go juu
• altmış - roku juu
• yetmiş - nana juu
• seksen - hachi juu
• doksan - kyuu juu
• yüz - hyaku
• bin - sen
• bir milyon - hyaku man
• Saat kaç? - Nanji desuka.
• 7:13, Yedi on uç - 7:13, Shichi ji juu san pun desu.
• 3:15, Üç on beş - 3:15, San ji juu go fun desu.
• 3:15, Üçü çeyrek geçiyor - 3:15, San ji juu go fun sugi desu.
• 11:30, On bir otuz - 11:30, Juu ichi ji sanju pun desu.
• 11:30, On bir buçuk - 11:30, juu ichi ji han desu.
• 1:45, Bir kırk beş - 1:45, Ichi ji yonjuu go fun desu.
• 1:45, İkiye çeyrek var - 1:45, Ni ji juu go fun mae desu.

Sesli Japonca Pratik için tıklayın (http://www.minikjaponya.com/icerik/japonca/sesli.asp#)

listede bulunan Japonca kelime ve cümleleri tıklayarak Japonca'sını dinleyip pratik yapabilirsiniz.
Japonca'da kadın ve erkek söylenişlerinde farklılık olmasına rağmen, burada bulunan kelime ve cümleler gündelik yaşamda kullanılan cümle ve kelimeler olup kadın erkek farkı yoktur.
Ayrıca Japonca'da birçok kelimenin çok nazik, nazik ve normal söylenişleri mevcuttur. Size burada verilen örnekler nazik sınıfından seçilerek hazırlanmıştır.

Bu örnekler dışında Japonca söyleniş ve Japonca telafuzunu duyup öğrenmek istediğiniz kelime veya cümleler olursa bize mail yolu ile bildirirseniz, elimizden geldiğince bu ve bunlar gibi Japonca örnekleri geliştirmeye çalışacağız.

Ogün
21.04.08, 08:34
gelelim herkezin merak ettiği konuya

japonyaya gittik

ne yicez

tanıyalım japon yemeklerini ve mutfağını :)

Japon Yemekleri
Bir ülkeyi daha iyi tanıyabilmek için o ülkenin yemeklerinden yemek lazımdır. Bir ülkenin yemekleri o ülkenin ulusal karakterini, lezzet tercini, estetik anlayışını, hayat biçimini vb. gösteren öğelerden biridir. Bu sebeptendir ki Yemek Kültürü denilir.

Japon mutfağı deyince insanların ilk aklına gelen sushi olur fakat aslında, tempura, sukiyaki, udon, okonomiyaki, soba, ramen vb. yemekleri ile çok çeşitli ve zengin bir mutfaktır. Aşağıda Japon mutfağından sizler için seçtiğimiz bazı önemli yemekleri ve kısa açıklamalarını bulacaksınız.

Japon mutfağı deyince pirincin önemini vurgulamadan geçmek olamaz. Biz Türklerdeki ekmek kültürü neyse Japonlarda da pirinci aynı şekilde görebiliriz.Bunun yanında bir ada ülkesi olması dolayısı ile balık ve deniz ürünleri, birçok kültürün Çin’den gelmesinden dolayı da Çin mutfağının etkileri de oldukça hissedilebilir.

Birçok kaynak Japonların uzun yaşamalarını yemek adetlerine bağlamaktadır. Japon mutfağını yakından incelediğinizde bunda oldukça büyük bir gerçek payı bulabilirsiniz. Buna başlıca örnek vermek gerekirse Japonlar doğaya olan bağlılıklarından dolayı mümkün olduğunca yemeklerinde kullandıkları malzemelerin doğal özelliğini bozmamaya gayret ederler.

Aşırı baharatlı, tuzlu veya tatlı yemeklere Japon mutfağında rastlamanız oldukça nadirdir. Japonya’da bir restorana gittiğinizde en zor bulacağınız şet tuz olacaktır, genelde Japonlar bizlerin tuz serptiğimiz yerlerde soya sosu kullanırlar. Aynı şekilde bir Japon için Türk tatlılarımız aşırı tatlı olması sebebi ile bir işkenceye dönüşebilir (THY’nin Japonya uçuşlarında baklavayı kaldırmasını şiddetle tavsiye ederim).

Japon yemekleri biz Türkler için ilk başta oldukça lezzetsiz, tatsız gelebilir, fakat eğer alışırsanız inanıyorum ki vazgeçemeyeceğiniz yemekler arasında baş sıraya girecektir.

Pirinç Pilavı (Gohan)

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/9a/Tamagokake-gohan.JPG/800px-Tamagokake-gohan.JPG
Pirinç pilavı Japonya’da öğlen ve akşam yemeklerinde yan yemek, sabah kahvaltısında ise çiğ yumurta ve soyu sosu (tamago-kake-gohan), natto veya diğer soslar ile karıştırılarak ana yemek olarak yenir. Japon pilavı yağ, tuz veya diğer tatlandırıcılar konulmadan sadece haşlanarak yapılır ve genelde yemeğin yanında veya sonunda servis edilir.

Miso Çorbası

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/90/Instant_miso_soup.jpg/200px-Instant_miso_soup.jpg
Miso çorbası sabah, öğlen ve akşam yemeklerinde yan yemek olarak gelir. Miso adı verilen, ezilmiş soya fasulyesi macununun sıcak su ile karıştırılması ile hazırlanır. İstenirse içine nori, yeşil soğan gibi tatlandırıcılar da konulabilir.


Sushi

http://www.wikiforkids.com/wiki/images/9/97/Sushi-Plate5.jpg
Sushi birçok kişinin düşündüğünün aksine “çiğ balık” değil sushi sirkesi ile hazırlanmış sushi pilavı yemekleridir. Ve birçok değişik sushi çeşitleri mevcuttur.

Sashimi

http://www.sashimi-catering-service.com/images/Sashimi.jpg
Sahimi çeşitli çiğ balıklardan hazırlanan bir yemektir, doğru ve taze balık ile hazırlanmış ise tadına doyum olmaz. Genelde soya sosu ve wasabi (yaban turpundan yapılan çok ama çok acı bir çeşit macunsu tat verici) karıştırılıp bu karışımın içine batırılarak yenir.

Onigiri
http://www.chroniques-nippones.net/images3/onigiri2.jpg

Onigiri için Japon sandviçi ifadesini kullanırsam sanırım yanılmış olmam. Etrafı nori (kurutulmuş yosun) ile kaplı sushi pilavından yapılan ve ortasında umeboshi (turşusu yapılmış Japon eriği), karides, tavuk, ton balığı, somon balığı vb. bulunan oldukça popüler bir yiyecektir.

Domburi

http://www.tako.com.br/slide/KarePeq.jpg
Üzerinde tempura (tendon), dana eti (gyudon), yumurta ve tavuk (oyakodon), tonkatsu (katsudon) gibi yiyecekler bulunan ve büyükçe bir kase ile servis yapılan bir yemek çeşididir.


Kare Raisu

http://ekolojikyemek.com/ekolojikyasamportali/ekogaleri/upload/saglik/beslenme/kareraisu_1.jpg
Köri sosu ile yapılan içinde tavuk, havuç, patates olan ve istenirse üzerine tonkatsu vb konularak da yenilen bir yemektir. Köri orijin olarak Hindistan’dan gelmedir fakat, yüz yıldan fazladır Japon mutfağında kullanılmaktadır.

Soba

http://www.city.ishigaki.okinawa.jp/110000/110500/img/soba.gif
Soba, kara buğday ve buğday unundan yapılan geleneksel bir Japon yemeğidir. Makarna gibi incedir, çeşitli ekler ile sıcak veya soğuk olarak yenilir.

Udon
http://ytoshi.cool.ne.jp/best_friends32/study/cl/food/udon/udon3_l.jpg

Udon’da aynı soba gibi servis yapılır. Buğday unundan imal edilir. Fakat soba’dan daha kalın ve daha açık renktedir.

Ramen

http://greggman.com/japan/jpics/ramen/ramen08.jpg
Ramen için ben Japonya’nın “döner ekmeği” ifadesini kullanacağım. Aslen Çin’den gelmiştir, fakat Japonya’da o kadar popülerleşmiştir ki Japon mutfağının vazgeçilemez bir parçası olmuştur.

Yakitori

http://www.daninjapan.com/1.19/yakitori.jpg

Sözlük anlamı “tavuk ızgarası” demektir. Tavuğun çeşitli parçaları ve organları küçük şişlere dizilerek ve tatlı bir sosa batırılarak yapılır.

Tempura

http://food.3yen.com/wp-content/images/tempura_3.jpg
Tempura ekmek kırıntılarına batırılmış deniz mahsulleri, sebze veya mantarların tavada kızgın yağ ile kızartılması ile yapılır. Orijin olarak 16. yy’da Portekizliler tarafından Japonya’ya gelmiş fakat bütün dünya da Japon yemeği olarak ün salmıştır.

Ogün
21.04.08, 08:38
Okonomiyaki

http://www.thekua.com/rant/wp-content/uploads/2006/03/okonomiyaki.jpg
Bu yemeğe ise un, lahana, et, deniz mahsulleri ile hazırlanan bir tür Japon pizzası diyebiliriz. Restoranlarda genelde size hamurunu ve malzemelerini ayrı ayrı getirirler, ve siz masada bulunan ızgara üzerinde kendi keyfinize göre karıştırıp hazırlar ve yersiniz. Eğer Japonya’da Kansai bölgesine giderseniz mutlaka bir okonomiyakiciye uğramanızı şiddetle tavsiye ederiz.


Gyoza

http://blog.neoteny.com/minami/archives/Ittenbari%20Gyoza.jpg
Gyoza bizim mantımıza çok benzer. İçerisinde bol sarımsak, çeşitli sebzeler ve et karışımından bir malzeme bulunan hamurun ızgarada kızartılması ile yapılır. Gyoza da Japonya’ya Çinden gelmiş yemektir.

Sukiyaki

http://int.kateigaho.com/jan04/images/tokyo-sukiyaki.jpg
Sukiyaki masa üzerine bir ısıtıcı, onun üzerine de kaynar su ile dolu bir tencere koyarak servis yapılır. Malzemeler (ince kesilmiş et, çeşitli sebzeler, mantarlar ve tofu) çiğ olarak gelir. Yiyecek kişiler bu malzemeleri masadaki kaynar suya batırıp ısıtır ve ellerinde bulunan içinde çiğ yumurta olan kaseler batırarak yerler.


Mutfak Terimleri
A
abura Sıvı yağ
abura-age Kızarmış Tofu dilimleri
aemono Sirke veya diğer soslar içinde yapılan yiyecekler
age Kızartılmış
amiyaki Telli ızgara da yapılmış
an Tatlı Azuki fasulyesi reçeli
anmitsu an ve şekerden yapılan tatlı
asa gohan Sabah kahvaltısı
awabi Kabuklu bir deniz hayvanı
azuki Küçük kırmızı fasulye
B
baataa Tereyağı
battera-zushi Osaka stili sıkıştırılmış ve kalıplanmış sushi
bento Geleneksel kutu yemekler.
biiru Bira
burokkori Brokoli
C
o-cha Yeşil çay
chanko-nabe Sumoların yediği kaynatılmış et ve sebzelerden oluşan yemek
chawan Pilav kasesi
chawan mushi İçinde kare olarak kesilmiş sebzeler olan yumurta kreması
chazuke Pilav ve diğer malzemelerin üzerine çay konularak yapılan yiyecek
chikuwa Delikli silindir şeklinde balık püresi
chirashi-zushi Sirkeli pilavın üzerine konmuş çeşitli çiğ balık
chiizu Peynir
D
daikon Havuç şeklinde büyük Japonturpu
daizu Soya fasulyeleri
dango Genelde küçük şişlerde sunulan ufak, yuvarlak hamur köftesi
dashi Deniz mahsullerinden yapılma bir çeşit çorba
dengaku Tatlı miso ile pişirilmiş tofu veya konnyaku
E
ebi Karides
enoki Uzun ince bir mantar
F
fugu Bir çeşit balık
furutsu Meyva
G
gari İnce dilimlenmiş zencefil tırşusu (sushi ile servis yapılır)
genmai Kahverengi pirinç
gobo Dulavratotu kökü
gohan Pilav, genelde 'yemek' analamında da kullanılır
goma Susam
gyoza Çin usulü kızarmış mantı
H
hashi Yemek çubukları
hijiki Bir çeşit deniz yosunu
hiru-gohan Öglen yemeği
hiyashi Soğuk
hiyashi-bachi Soğutulmuş kase içinde buz ve su ile servis etmek
hiya yakko Soğuk tofu blokları
horenso Ispanak
İ
iidako Küçük ahtapot
ika Mürekkep balığı
ikura Somon
inari-zushi Tofu içine konulmuş susshi
K
kabayaki Şişde pişirilmiş yılan balığı
kabu Küçük yuvarlak Japon şalgamı
kai Kabuklu deniz mahsüllerinin genel adı
kaiseki ryori Özenle hazırlanmış Kyoto usulü yemek
kanten Yosundan yapılan ve genelde tatlı yapımında kullanılan jelatin
kappa-maki Japon hıyarı ve sushi pilavı ile yuvarlanarak hazırlanmış sushi çeşidi
katsuo-bushi Dashi yapmak için kullanılan kurutulmuş uskumru
ki-no-ko Mantarların genel adı
konbu Dashi yapımında kullanılan kahverengi deniz yosunu
konnyaku 'şeytan-dili' kökünden yapılmış jelatinimsi MADDE
kyuri İnce ve uzun Japon hıyarı
M
maguro Ton balığı
maki Yuvarlanmış
meshi Pilav veya yemek anlamında kullanılan kelime (günlük yaşamda)
mirin tatlandırılmış yemek sakesi
miso Mayalanmış soya fasulyesi macunu
mizu Su
momo Şeftali
mori-soba Bambu ile servis yapılan soğuk soba
myoga Oldukça değerli ve pahalı bir zencefil çeşidi
N
nabemono Kaynatılarak hazırlanan
nasu Patlıcan
natto Mayalanmış, yapışkan soya fasulyesi
nigiri-zushi Sirkeli yuvarlanmış pilavın üzerine konan çiğ balık (Bir çok kişinin aslında sadece sushi olarak bildiği)
nihon-shu Pirinç şarabı (sake)
nimono Soya sosu ve sake ile pişirilmiş yiyecekler
noren Restoranların girişinde bulunan iki parçalı perde
nori Çok ince kurutulmuş deniz yosunu
nuka Sebzeleri turşu yapmak için kullanılan pirinç kepeği
O
oden Et suyunda kaynatılmış, balık veya veya balık kekleri
oishii Lezzetli anlamına gelen kelime
oshinko Turşu
onigiri Pilav topu
osechi ryoori Geleneksel yeni yıl yemeği
R
ramen Çin usulü noodle(şehriye)
renkon Nilüfer çiçeği kökü
robatayaki Özellikle ızgara yapan restoran
S
saba Uskumru
sakana Balik
sake Somon balığı
o-sake Pirinç şarabı
sarada Salata
sashimi Pilavsız sunulan çiğ balık
sato-imo Kulkas kökü gibi bir çeşit patates
shiitake Japonya'nın en ünlü mantarı
shio Tuz
shiso Sashimi ile sunulan perilla yaprağı
shoyu Soya sosu
shungiku Krizantem yaprakları, yemekler lezzet vermak için kullanılır
somen Genelde yazları soğuk olarak yenilen çok ince noodle
T
tabemono Yiyecek
takenoko Bambu filizi
tako Ahtapot
tamago Yumurta
tara Morina balığı
tekka-maki Çiğ ton balığı ile yuvarlanarak yapılan sushi
tendon Üzerinde kızarmış karides olan pirinç kasesi
tenpura Kızartılmış sebze ve deniz mahsulleri
tofu Soya fasulyesi kaymağı. Etlere güzel bir alternatifdir.
tori Tavuk eti
tsukemono Japon stili turşu
W
wakame Bir çeşit deniz yosunu
wan Çorba kasesi
waribashi Atılabilen hashi (çubuk)
wasabi Çok acı yaban turpu
Y
yaki Izgara yapılmış
yasai Sebze
yose-nabe Evde ne varsa onun ile yapılmış yahni
yudofu Konbu yasunu ile kaynatılmış tofu
yushoku Akşam yemeği
yuzu Oldukça değerli ve pahalı bir limon çeşidi
Z
zaru-soba Üzerinde kıyılmış nori olan soğuk soba
zuke Turşulanmış
zume Doldurulmuş

Ogün
21.04.08, 08:46
Japonyaya gittik

o insanları nasıl anlyacaz nasıl anlaşıcaz o insalarla

şimdi birazda o konu hakkında bilgi sahibi olalım :)

Selamlaşmak (Ojigi)

http://images.usatoday.com/sports/baseball/_photos/2007-03-01-japan-med.jpg
Japonlar genelde selamlaşmak için ojigi (eğilerek yapılan Japon selamı) yaparlar. Ojigi dünyaca ünlü ve selam verirken, teşekkür ederken, ayrılırken veya özür dilerken kullanıldığından oldukça kullanışlıdır. “Günaydın” (“Ohayou”), “Merhaba” (“Konnichiwa”), “Teşekkür ederim” (“Arigatou”), “Allahaısmarladık-güle güle” (“Sayonara”) veya “Özür dilerim-Pardon” (“Sumimasen”) derken yapılır.

Ojigi’de hafif bir baş eğmesinden, tüm vücudu 90 derece eğmeye varan değişik teknikler vardır. Eğer selamlaşma tatami üzerinde yapılıyorsa ojigi’den önce diz çömülür ve öyle yapılır.

Esas olarak karşınızdaki sizden daha üst biri ise daha içten ve uzun yapılır. Buna rağmen, Japonlar yabancılardan uygun selam kuralları beklemediğinden dolayı hafif bir baş eğmek şeklinde selamlamanız yeterli olacaktır. Bu baş eğerek selamlama beceriksizce yapılan bir ojigi girişimi ile karşılaştırıldığında daha yerinde olur.

Japonlar arasında el sıkışarak selamlaşmak çok nadir görülür, fakat yabancılar için Japonların el sıkmaları (oldukça acemice olsada) normal bir olaydır.

Duygu İfadeleri


Karşısındaki kişi ile konuşurken, karşısındaki ile çatışmaya girmemek ve uyum içinde olmak amacı ile Japonlar kendi görüş ve duygularını gizlerler ve dolaylı olarak kendilerini ifade ederler. Bu sebepten dolayı karşınızdaki şok edecek veya rahatsız edecek hareketlerden kaçının.

Japon gülüşü:

Mutluluk göz ve ağız ile yapılan hafif bir gülümseme ile ifade edilir. El, vücut ile veya yüksek ses ile mutluluk ifadesi göstermekten kaçının.
Bununla birlikte mutluluk ifade eden gülümseme ile sıkıntı veya rahatsızlığı ifade eden gülümsemeyi birbirine karıştırmak çok kolaydır. Bu yüzden gülümseyen bir Japon’un her zaman mutluluk ifade etmeyebileceğini unutmayın.



Kızgınlık, sinirlenme:

Japonlar özellikle bir topluluk içinde karşısındakine kızsa bile çok nadir olarak açık olarak kızgınlıklarını gösterirler. Kendilerinin yüzde yüz haklı olduklarına inansalar bile karşısındaki kişiyi sakinleştirmek için özür dilerler.

Bir kişinin sinirlenip kendini kaybetmesi çocukça kabul edilir, bu sebeple Japonların çoğu sinirlendiklerinde otomatik olarak sinilerini bastırmayı tercih ederler.

İki kişi analaşmazlık içine girer veya bozuşurlarsa bunu tartışarak veya beraber içki içmeye giderek dostluk çerçevesi içinde çözmeye gayret ederler.

Üzüntü:

Kızgınlık göstermek her ne kadar kötü ise, Japonların üzüntülerini ifade etmek için oldukça usta yolları vardır.

Bir Japon’un toplumda yetişkin olarak kabul görmesi için acı ve üzüntüsünü hafif bir gülümsemenin arkasına gizlemesi gerekir. Buna “kao de warau kokoro de naku” (Yüzü gülüyor fakat kalbi ağlıyor).

Erkeklerin üzüntülerini gizleme ve duygularını kontrol etmeleri beklenmesine rağmen bir erkeğin ağlaması doğal olarak karşılanabilir. Buna “otokonaki denir, aslında bir erkeğin göründüğü kadar soğuk ve duygusuz olmadığını gösterir.

”Morainaki” “sempati ile ağlama” anlamına gelir ve zayıflıktan ziyade insan duygusu belirttiği için doğallıkla karşılanır.

Eğer yaşlar içinde ağlayan bir Japon görürseniz bu her zaman o kişin üzüntülü olduğu anlamına gelmez. Bu büyük bir mutluluk göstergesi de olabilir ve “ureshinaki” denir.

Telepati:

U*****ç, sessiz olmak Japonya’da bir fazilet olarak görülür, özellikle söz konusu romantik duygular ise.

Bir kişinin isteklerini açık olarak söylemesi en iyi şekli ile saflık en kötü şekli ile kabalık olarak karşılanır. Bunun sebebi ise teklifi yapacağınız kişiyi zor duruma düşürme ihtimalinizdir.

Japonlar sessiz iletişime oldukça duyarlıdırlar. Bir şeyi açık olarak söylemek yerine usta ifadeler ile karşısındaki kişiye aktarırlar. Birçok Japon için iletişim kurmak için konuşmayı değil duyguları ve telepatiyi tercih ederler. Aynı şekilde karşısındaki kişinin kendini söz ile değil telepatik olarak anlamasını beklerler.

Japonlar direk olara “hayır” demekten nefret ederler bunun yerine “kangaete mimasu” (“bu knuyu bir düşüneyim”), “zensho shimasu” (“bu konuda ne yapabileceğime bakacağım”), veya “ saa...sore wa chotto...” (“hmm, sanırım bu pek kolay olmayacak”) şeklinde sözler kullanırlar. Bu aslında nahoş durumlardan kaçınmak amacı ile yapılır, fakat her şeyi açık açık söylemeyi tercih eden batılılar tarafından oldukça sıkıcı olan bir durumdur.

Bazen konuşma esnasında Japonlar bir anda kafalarını evet şeklinde sallayan dinleyici durumuna geçebilirler, bu konuşan kimsenin karşısındaki Japon’un her şeyi tasdiklediğini zannetmesine yol açabilir, fakat aslında tam tersi oluyor olabilir. Japonlar ile anlaşabilmek için sürekli olarak uyumlu ilişkiler kurmaya, tartışmalardan kaçınmaya ve onların duygularını antma biçimini anlamaya çalışmanız gereklidir.

Unutmayın ki, o anlaşılmaz gülümsemenin arkasındaki Japon, bizler gibi bir insandır...

Yemekte Görgü Kuralları
Bir ülkenin adet ve görgü kurallarını bilmek, o ülkenin sosyal yapısı ve düşünce şeklini daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. Ayrıca büyük hatalar yapmanızın önüne geçecektir. Hele Japonya gibi gelenek ve göreneklerine oldukça bağlı, ve görgü kurallarına çok dikkat eden bir ülke için bazı temel Japon görgü kurallarını bilmek ve uygulamakta fayda vardır. Bu sebeple aşağıda bazı temel Japon görgü kurallarını tanıtacağız.

Yemekte:

Eğer bir Japon yemeği yiyorsanız büyük ihtimalle “hashi” (“Çubuk”) ile yiyeceksinizdir. Hashiler masada “hashioki” (çubuk dayanağı) üzerine ve ucu sol tarafa gelecek şekilde yerleştirirler. Hashiyi sağ eliniz ile alıp ucunu sol elinizin avucunda sabitledikten sonra tutma pozisyonuna geçiniz. Hashiyi ortasından veya ince ucundan değil kalın ucuna yakın yerinden tutunuz.

Aşağıda yazılanlar görgüsüzlük olarak kabul edilirler:
Hashiyi yiyecekler, özelliklede pilavın içine saplamak. Sadece cenaze törenlerinde buhurdanlığın önüne konulan pilavın içine hashi saplanarak koyulur. Hashinizi kullanmadığınız zaman hashiire’ye koyun.
Tabak içindeki yiyecekleri karıştırmak için hashiyi kullanmak
Yiyeceğiniz yemeği seçmek için hashiyi tabakların üzerinde havada gezdirmek.
Tabaktaki yemeğin en lezzetli yerini bulmak için yemeği Hashi ile altüst etmek.
Hashi elinizde olduğu halde tabağı tutmak.
Hashiniz ile direk olarak başka birinin hashisine yiyecek vermek. Bu da sadece cenaze törenlerinde ölen kişinin kemiklerini bir kişiden diğerine verme için kullanılır.
Hashi ile bir nesne veya bir kişiyi göstermek

Batıda yemek yerken ses çıkarmak görgüsüzlük kabul edilirken, Japonya’da noodle yerken höpürdetmek ayıp sayılmaz, tersine ne kadar höpürdetirseniz o kadar lezzetli olduğunu ifade eder.

Yemek esnasında hemen çorbanızı içmeyin. Japonya’da yemekler genellikle hepsi bir arada gelir, o sebeple tüm yemeklerin gelmesini ve herkesin hazır olmasını bekleyin.

Yemeğe başlarken “itadakimasu” bitirdiğinizde “ gochisousama” deyin.

Ev içerisinde görgü kuralları
Japon evlerinin içine ayakkabı ile girmek çok büyük bir saygısızlıktır. Bu sebeple eve girince giriş kapısının önünde bulunan boşlukta (“Genkan”) ayakkabılarınızı çıkarın ve ev sahibinin size vereceği terlikleri giyin.

Tatami döşeli geleneksel Japon odalarına terlikler çıkarılarak girilir ve bu odaların kapı eşikleri ve tatamilerin kenarlarına basılmaz.Tuvalete girerken de ev içi terlikleri çıkartılarak sadece tuvalet için olan terlikler giyilir.

Kimono giyimi zahmet isteyen ve giyili iken hareketleri kısıtlayıcı bir kıyafettir. O sebeple kimono giyen bir bayandan dans etmek, hoplamak veya zıplamak gibi aşırı hareketler yapması için ısrarda bulunmayın. Kimono’yu Oların güzelliklerinin bir parçası olarak görmeye çalışın.

Hastane ziyaretleri esnasında küçük bir hediye götürmek normaldir, kesilmiş çiçek götürmenin de bir mahsuru yoktur fakat saksı içinde çiçek götürmek güzel karşılanmaz.

Düğün ve partiler de düzgün giyinmek adettir. Sizi davet eden kişi “olduğun gibi gel” dese bile mutlaka düzgün bir kıyafetle gidin.
Japonlar yeni yılda kutlama kartları gönderirler ("nengajo"), fakat eğer bir ailenin ferdi o yıl içinde ölmüş ise ona kart gönderilmez.

Ogün
21.04.08, 08:47
Genelde Yapılan hatalar
Japonların yabancılara sıksık yaptığı gaflar

İlk defa tanıştığı bir yabancıya, adamın maaşı, veya kadının yaşı, medeni durumu, veya göğüs ölçüleri gibi oldukça kişisel sorular sormak
Sürekli olarak birinin ilk adı ile soyadını karıştırmak
El sıkışırken karşısındakinin elini, ıslak bir balık tutarmış gibi, oldukça gevşek sıkmak ve uzun zaman bırakmamak. El sıkışmak Japonya’da yeni bir adet olduğundan birçok Japon hala alışamamıştır.
Her karşılaştığı yabancının anadilinin İngilizce olduğunu zannetmek. Siz çok iyi Japonca bilseniz bile ısrarla İngilizce konuşup sizi İngilizcelerini geliştirmek için kullanmak.
Özür dilerken gülerek ve eğilerek özür dilemek. Bu gülümseme aslında sıkıntılarını gizlemek içindir, fakat karşısındaki yabancı onu ciddiye almıyormuş zanneder.


Yabancıların Japonlara sıksık yaptığı gaflar
Herkesin önünde burunlarını silmek veya sümkürmek. Eğer burnunuzu silmek isterseniz ayrılıp sildikten sonra geri dönün veya, özür dileyerek “Shitsureishimasu” yapın.
Birisi ile konuşurken sakız çiğnemek. İş görüşmelerinde veya ilk defa tanıştığınız kişinin önünde bunu kesinlikle yapmayın.
Ayaklarını sandalye veya masanın üzerine uzatmak.
Ayakları ile bir Japon’a dokunmak (bu genelde Japon stili restoranlarda yemek yerken olur).
Sürgülü kapıları ayak ile açmak.
Toplum içinde öpüşmek.
Yürüyerek yemek yemek.
Bir Japonla konuşurken ona çok yaklaşmak. Japonlar selamlaşırken öpüşmek, sarılmak, ellemek yerine eğilerek selamlaşmayı ve birbirine fazla yaklaşmadan, dokunmadan konuşmayı tercih eder.

Vücut Dili
Kafayı kaşımak sıkıntı veya utanmayı ifade eder.
Japonlar kendini gösterirken (örneğin “Ben mi? Veya "Bana mı dediniz? Derken”) ellerinin işaret parmağını burnunun ucuna dokunarak söyler.
İki elin işaret parmaklarını boynuz şeklinde kaldırmak üçüncü bir kişinin (mesela eşi veya patronu) kızdığını göstermek için yapılır.
Elleri bağdaştıran bir Japon derin bir düşünce içinde demektir.
Yumruk şeklindeki elini kulağının etrafında döndürüp birden açmak bir kişinin aptal veya çılgın olduğunu ifade etmek için kullanılır.
Yumruğunu burnun üzerine koyup uzun burun taklidi yapmak, kişinin ukala ve kibirli olduğunu göstermek için kullanılır.
işaret parmaklarını kılıç dövüşü şeklinde birbirine vurmak iki kişinin tartışma içinde olduklarını belirtmek için kullanılır.
Eller ile küçük sake bardağı tutupta içiyormuş gibi yapmak, “ Hadi içmeye gidelim!” anlamına gelir.
Eli ile boğazını kesiyormuş gibi yapmak “işten kovuldum” anlamına gelir.
Eli yumruk yapıp baş parmağı kaldırmak “babam” “patronum" veya “kendinden daha kıdemli, üstün” birini ifade etmek için kullanılır.
Eli yumruk yapıp serçe parmağını kaldırıp göstermek “ gizli bir sevgili” veya bir başka kişinin eşini ifade eder.
Elinizi ileri doğru uzatıp eğilip kalkmak, geçmek için izin istemek anlamındadır.

Ogün
21.04.08, 08:49
Peki bu insanlar ne dinler :)

japon müziğini tanıyalım birazda :)

Geleneksel Japon Müziği

Birçok geleneksel Japon müzik türleri(Hogaku) bulunmaktadır.
Bunlardan en önemlileri:

* Gagaku:
Çin ve Kore kökenli saray müziğidir. Bu en eski geleneksel Japon müzik türüdür.
* Biwagaku:
Bu Biwa adı verilen dört telli gitara benzeyen bir enstrümanla yapılan bir müzik türüdür.
* Nogaku:
Noh gösterileri esnasında icra edilen bir müzik türüdür. Genelde bir koro, Hayashi flütü, Tsuzumi davulu ve diğer enstrümanlarla icra edilir.
* Sokyoku:
Koto enstrümanı ile yapılan müzik türüdür. Daha sonra Shamisen ve Shakuhachi ile eşlik edilir. Koto 13 telli kanuna benzer bir çalgıdır.
* Shakuhachi:
55 cm. uzunluğunda bir flüt ile yapılan müzik türüdür. Çalgının adı eski Japon uzunluk biriminden gelmektedir.
* Shamisenongaku:
Shamisen çalgısı ile yapılan müzik türüdür. Shamisen sadece üç teli olan gitara benzer bir çalgıdır, Kabuki ve Bunraku gösterileri genellikle Shamisen eşliğinde yapılır.
* Minyo:
Japon folk şarkıları.

ENKA

Enka 2. dünya savaşı öncesi ve sonrasında Japonların en popüler müziği olmuştur.

Günümüzde Enka genelde yaşlılar arasında en sevilen müzik türüdür. Enka şarkıları genelde ümitsiz aşklar, nostalji vb. konular ile iligili sözlerden oluşan hüzünlü şarkılardır, bu sebeple ülkemizdeki arabesk ile benzerlikleri olduğuda söylenebilir.

Enka şarkıcıları, özellikle kadınlar, genelde geleneksel kıyafet olan kimono ile şarkılarını söylerler.

En ünlü Enka şarkıcıları:

1. Kobayashi Sachiko
2. Kitajima Saburo
3. Hikawa Kiyoshi
4. Tendo Yoshimi
5. Itsuki Hiroshi

J-POP (JAPANESE POP)

Japon pop müziği (J-Pop) batı pop müziğine çok benzer. Sözleri genellikle Japoncadır; buna rağmen birçok şarkı İngilizce sözler veya İngilizce adlar içerebilir.

Ünlü J-Pop şarkıcıları Japonya'da oldukça popülerdir ve devamlı olarak çeşitli televizyon programlarında çıkarlar.

J-Pop ve şarkıcıları sadece Japonya'da değil diğer Asya ülkelerinde de popülerlerdir ve sevilirler.

Şarkıcılardan bazılarını sıralamak gerekirse:

1. Amuro Namie
2. ELT
3. Hamasaki Ayumi
4. Kuraki Mai
5. Morning Musume
6. SES
7. Utada Hikaru
8. Vivian Hsu

Ogün
21.04.08, 08:53
artık iyice kafaya koyduk

Japonyaya gideceğis
turistik bilgileree değinelim birazda :)

Japonya’da dört mevsim
Japonya'nın dört değişik mevsimide tam anlamı ile yaşamasını sağlayan birçok faktör bulunmaktadır. Adalalar topluluğunun önemli iklim geçiş bölgelerinde bulunması ayrıca Asya Kıtası ile Pasifik okyanusunun etkisi bu faktörlerin başlıcalarıdır. Soğuk ve yoğun yağışlı kışlar ile çok sıcak ve nemli yazlar belki dünyanın heryerinde olabilir fakat Japonya'da aynı dönemlerde büyük değişiklikler gözlemlenebilmektedir.
Snowboardçular ve kayakçılar tarafından sabırsızlıkla beklenen kar yağışları Hakuba ve Naeba gibi kar merkezlerine olan talebi yükseltmektedir, kış sporlarına olan ilgiyi de arttırmaktadır. Nagano' da yapılan kış olimpiyatları kış sporlarının popülerliğini daha da arttırmıştır. Her kış Şubat ayında Sapporo'da yapılan Yuki Matsuri (kar festivali) Japonya içinden ve dışından gelen bir çok turisti bölgeye çekmektedir. Sapporo kar festivali


Sakura İlk bahar ise Japonya'nın en çok beğenilen sembollerinden biridir. Sakura (kiraz çiçekleri) Mart ayı sonunda açmakta ve Nisan ayı boyunca özellikle Kyushu bölgesinde muhteşem manzaraların oluşmasını sağlamaktadır. Daha sonra hanami (çiçek sergileri) dönemi gelir ve binlerce insan bu festivallere katılarak sergilenen çiçekleri ilgiyle izlerler. Hanami geleneği Heian döneminden beri (794~1185) mevcuttur ve Japonların ne kadar doğayla iç içe olduklarının en önemli kanıtlarından biridir. Yetiştirilen çiçeklerin kısa zamanda kaybolan muhteşem görüntüleri insanlara dünya yaşamının ne kadar fani olduğunu hatırlatmaktadır.



Daha sonra dört mevsim içerisinde yer verilemeyecek Haziran ayı çok yağışlı geçmektedir vw bundan dolayı tsuyu (yağış mevsimi) olarak adlandırılmaktadır. Tabiki yoğun yağışlar sıcak ve bol nemli geçecek yazın ilk sinyallerini vermeye başlar.
Japonya'da havuz Yazın hava sıcaklığı ortalama 30 derecenin üzerine çıkar ve yoğun nem havayı dayanılmaz kılar. Haftasonları, insanlar serinlemek amacıyla ya yüksek ve sıcaktan az etkilenen dağlara giderler ya da plajlarda serinlemeye çalışırlar. Yaz aynı zamanda matsuri (festivaller) ve hanabi (havaifişek) mevsimidir. Senenin en büyük festivali olan , Obon Ağustos ayında kutlanır. Her sene milyonlarca insan tarafından ilgiyle izlenen hanabi taikai (havai fişek gösterisi) Tokyo'da bulunan Sumida Nehri 'nde yapılmaktadır. Temmuz ve Ağustos aylarında okullar kapalıdır.Yüksek okulların baseball takımları ise düzenlenen ulusal şampiyonada birbirleri ile karşılaşırlar.


Yazın sona ermesi ve son baharın başlangıcı Pasifik okyanusundan gelen büyük fırtınalar, tayfunlar ve hortumlarla anlaşılır. Çoğu büyük tayfun ilk olarak Kyushu bölgesini etkiler buradan tüm ülkeye yayılır. Sobahar'da meydana gelen şiddetli tayfun ve fırtınalar günümüze kadar bir çok insanın yaşamlarını kaybetmelerinin sebebidir. Eylül ayı tsukimi (ay) festivalinin kutlandığı aydır aynı hanami festivali gibidir fakat günümüzde popülerliğini yitirmiştir. Hava Ekim ve Kasım ayları boyunca gitgide soğur, ve birdenbire her yer kırmızı, kahverengi, sarı, ve yeşil renklerden oluşan örtüye bürünür. Koyo (kızıl yapraklar) özellikle Fuji Dağı'nın eteklerinde ve Kyoto'daki tapınaklarda muhteşem manzaraların oluşmasını sağlarlar.

Para
Yen (en) 1871 tarihinden günümüze Japonların ulusal parası olarak kullanılmaktadır. En ismi bundan önce kullanılan demir paraların yuvarlaklığından gelmektedir. Bin yen sen olarak adlandırılmakta, ve finansal piyasalarda daha çok bu şekilde kullanılmaktadır. Japonya merkez bankası ilk banknotu 1885 yılında basmış ve yürürlüğe sokmuştur.


http://img228.imageshack.us/img228/3461/japonyenizz7.jpg



- Japon hükümeti 2004 yılı içerisinde banknotları değiştirme kararı almıştır. En büyük yenilik olarak 5.000 Yen banknotununun üzerinde, Japon tarihinde ilk defa, bir kadın (Ichiyo Higuchi-1800'lerin bir yazarı) resmi olacağıdır.
- Ülkede 2204 senesinde değişen bir kanunla fiyatlara KDV Dahil sistemi gemiştirr.
-Çeşitli kampanyalarla sinema biletlerinde 200 ila 300 yen arasında indirimler temin edebilirsiniz.
- Bahşiş kavramına çoğu yerde raslanılmamaktadır, zaten çoğu otel ve restoran servis hizmeti olarak %10 almaktadırlar.
- Kredi kartı kullanımı diğer ülkelere göre daha az yaygındır. Genelde küçük iş yerleri (restoran, kafe, hediyelik eşya vb.)Kredi kartı kabul etmezler, fakat büyük mağazalar kabul ederler. Bu sebeple yanınızda nakit para buludurmanınızda fayda vardır.
- “Pazarlık” kavramı yoktur. Fakat bunun istisnalarına Tokyo’da Akihabara, Osaka’da Den-Den Town da rastlayabilirsiniz.

Japonya dünyanın en pahalı ülkelerinden biridir.. Genelde sebze, meyva, ekmek ve buğday ürünleri , dana ve koyun eti aşırı pahalıdır.

http://img233.imageshack.us/img233/7064/japonrnekhd4.jpg

Günlük yaşamdan birkaç örnek vermek gerekirse: Normal bir restoranda öğlen yemeği ortalama 750 Yen, akşam yemeği 1.500-3.000 Yen; hamburger set menüleri 600-1.000 Yen; pizza 2.000-3500 Yen, içecekler 300-1.000 Yen; Tokyo’da stüdio bir dairenin aylık kirası (25-40 m2) 90.000 Yen, benzin 108-120 Yen (bölgeye göre büyük farklılık gösterir); bayan saç traşı 5.000 Yen; karpuz (dilimi!) 300 Yen; domates (3 adet orta boy paketi) 250 yen; 1 litrelik şişe suyu 200 Yen; dana eti 100gr.( 300 Yen ile 22.650 Yen!!! Arası); sinema bileti 1800 Yen.

Ogün
21.04.08, 08:58
Konaklama

Kısa süreli konaklama için, çeşitli oteller, Japon tarzı ryokan , pansiyonlar (B&B), minshukular (aile konaklama evleri), kapsül oteller ve motellerden istifade edebilirsiniz. Uzun süreli konaklama için ise : gaijin evleri (yabancı evleri) veya kiralama olanaklarını kullanabilirsiniz. Gaijin evleri kiralama yöntemine göre çok daha ucuza mal olmaktadır anlaşmalar aylık olarak yapılmaktadır. Bir çok kişi uzun süreli konaklamada ilk önce gaijin evlerini tercih etmektedir ileride daha fazla kazanç elde ettiklerinde eve çıkmaktadırlar.

Kısa Süreli Konaklama

Oteller
Fiyatlar günlük 8,000 yen ile 300,000 yen arasında değişmektedir. Tokyo'nun belli başlı en tanınan otelleri Keio Plaza Hotel, Shinjuku'da bulunan Hotel Century Hyatt , Akasaka civarında Hotel New Otani, Hibiya'da Imperial Hotel . Kyoto'da bulunan Miyako Hotel ülkenin en pahalı otellerinden biridir.


Ryokan
Geleneksel Japon tarzı dekore edilmiş ve Japon yemeklerinin sunulduğu konaklama yerleri. Odaların zemini tatami kaplıdır. Tüm Japonya'ya yaklaşık 90.000 Ryokan bulunmaktadır bunlardan yaklaşık 2.000'i Batı tarzı dekore edilmiştir. Kişi başı konaklama ücreti YP için 6.000 yen ile 60.000 yen arasında değişmektedir.
Ryokan'larda tatami zemine basılmaz ve ayakkabılar çıkarılır, girişte geleneksel çay seremonisi ile karşılanabilirsiniz, restoranlarında ise Japon mutfağının eşsiz lezzetlerini tatma fırsatı bulabilirsiniz, ayrıca konaklama için Yukata lar da odanızda hazır bekletilmektedir..

Pansiyonlar
Çoğu B&B olarak hizmet veren pansiyonların fiyatları günlük 6,000 ile 10,000 yen arasındadır.

Minshuku
Ryokan otelleri tarzında fakat onlar kadar geniş kapsamlı hizmet sunmayan geleneksel konaklama merkezleri. Fiyatları 7.000 yen ile 25.000 yen arasında değişmektedir.

Kapsül Oteller
Sadece Japonya'ya özgü kapsül oteller. Her kapsülde bir odada olan çoğu hizmet mevcuttur, örnek olarak TV, air-condition, telefon çoğu kapsül otelde standarttır. Banyolar ise ortak alandır, Fiyatları ise gecelik 5.000 yen civarındadır. Kapsül otel


Gaijin Evler
Genellikle haftalık veya aylık olarak kiralanmaktadır , kişiye özel veya paylaşımlı odaları mevcuttur. Fiyatlar ise çok değişkenlik göstermektedir fakat Tokyo’da paylaşmalı bir oda aylık 30,000 yen tutmaktadır tek kişilik özel oda ise 60,000civarındadır. Mutfak ve banyo ortak kullanım alanlarıdır. Depozit ise talep edilmemektedir.

Ev Kiralama
Uzun süre konaklamayı düşünen biri mutlaka kendine ait bir daireyi kiralamak isteyecektir fakat bunun için temel 2 sorun maliyet ve yabancı olmaktır. Ayrıca çocuklar, öğrenciler, bekarlar için kısıtlamalar mevcuttur. Kiralar, evin büyüklüğüne, yaşına, bulunan hizmetlere, bulunduğu şehre göre değişkenlik göstermektedir.Tokyo'da mutfaksız ve banyosuz, küçük ve eski bir odanın kirası aylık 30,000 yen civarındadır, daha büyük bir ev düşünüyorsanız milyonlarca yeni gözden çıkartmanız gerekmektedir.

Şehirlerarası ulaşım
Kısa süreli bir seyahat için havayolları iyi ama pahalı bir tercih olabilir. Uzun süreli bir seyahat ve ülkenin bir çok yerine ulaşım için ise trenler büyük kolaylık sağlamaktadır. Trenler için 7,14 ve 21 günlük pass kartlar da almak mümkün. Pass kart fiyatları yetişkinler için kullanılan sınıf ve süreye göre değişkenlik göstermektedir, buna göre 28.300 yen ile 79.600 yen arasında isteğinize göre pass kart bulabilirsiniz, 12 yaşından küçük çocuklara %50 indirim uygulanmaktadır.

Havayolu
Japonya'nın uluslararası bir çok havalimanı mevcuttur. Bunlardan başlıcaları Narita yakınlarında bulunan Tokyo Uluslararası Havalimanı ve Osaka'da bulunan Kansai Uluslarası Havalimanı'dır. Naha, Kagoshima, Nagasaki, Fukuoka, Nagoya, Niigata ve Sapporo şehirlerinde bulunan diğer havalimanları ise daha çok yurt içi uçuşlar için kullanılmaktadır. Tokyo'nun 2. havalimanı Haneda'da sadece yurt içi uçuşlar için kullanılmaktadır.
JAL (Japan Airlines), ANA (All Nippon Airways) ve JAS (Japan Air Systems) en büyük 3 havayolu şirketleridir. Bilet fiyatları çeşitli tatil zamanlarına göre büyük değişkenlikler göstermektedir.

Shinkansen Hızlı Trenleri
1964 Tokyo Olimpiyat oyunları ile hizmete açılan Shinkansen hızlı trenleri Japonya'nın en önemli sembollerinden biridir ayrıca en güvenli ulaşım araçlarıdır hizmet vermeye başladıkları tarihten günümüze ölümcül bir kaza meydana gelmemiştir.
Bu trenler JR Doğu ve JR Batı olarak iki ayrı işletmeye bölünmüş JR (Japon Demir Yolları) tarafından idare edilmektedir. Ana hızlı tren hatları şunlardır Tokyo'dan Osaka'ya Tokaido hattı, aynı hat oradan San-yo hattı ile Kyushu'da bulunan Hakata'ya devam etmektedir; Tohoku hattı Morioka'ya,Joetsu hattı ise Niigata'ya ulaşımı sağlamaktadır. JR Doğu Yamagata, Akita ve Nagano hatlarının yapımını 1990'da tamamlamıştır.

Eğer pass kartınız var ise sadece biletinizi onaylatmak için danışmaya uğramanız yeterli. Yeşil pass kartı ise birinci sınıf yolculuklar için alınmaktadır. Tüm bilet rezervasyonlarınızı JR Travel Centers aracılığı ile veya herhangi bir istasyonda görebileceğiniz (sağda) Midori no Mado-guchi (Yeşil Pencere) işaretli yerlerden yaptırabilirsiniz. Biletler seyahat tarihinden bir ay önce alınabilmektedir.

Diğer Trenler
Eğer yolculuk için bol bol zamanım var ve biraz daha ucuz olsun diyorsanız normal tren hatlarını kullanmak en mantıklı yöntemdir. Ayrıca Japon Demir Yolları birçok dönemde indirim ve kampanyalar düzenlemektedir.

Otobüsler
Şehirlerarası ulaşımda diğer bir alternatif ise tüm ülkeye yayılan hattı ile otobüslerdir. Trenler için kullanacağınız pass kartınız bazı ekspres otobüslerde de geçmektedir. Fakat tabiki Shinkansen trenleri kadar hızlı olamamaktadır. Diğer otobüs işletmeleri de bir çok ucuz alternatifi hizmetinize sunmaktadır.

Feribotlar
Japonya'yı oluşturan ve günümüzde birbirlerine köprüler, tüneller ve yollar ile bağlı olan ana adalar arasında seyahat etmenin en keyifli ve ucuz yöntemlerinden biri ise feribotlardır. Ayrıca diğer ufak adalara feribot ve uçak haricinde herhangi bir şekilde ulaşım mevcut değildir.Diğer adalar arasındakilerin en büyüğü Sado ile ana ada arasındaki mesafe feribot ile 2 saat hızlı feribot olan jetfoil ile ise 1 saat sürmektedir.


Oto Kiralama
Otomobil kiralama tabiki diğer ulaşım yöntemlerine oranla en pahalı olanıdır. Fakat bilinmeyen ve unutulmuş yerleri keşfetmenin en kolay yöntemidir. Kiralamayı havalimanları veya tren istasyonlarından isteğinize göre yapabilirsiniz. Avrupa ve Amerika'da hizmet veren birçok oto kiralama firması Japonya'da da hizmet vermektedir.

Şehiriçi ulaşım
Japon Demir Yolları (JR)
Japon Demiryolu ağı tüm ülke çapında sahip olduğu 21.000 km.'den fazla uzunluğa sahip demir yolu ağında günde yaklaşık 20.000 farklı hizmet sunmaktadır. En kısa mesafenin fiyatı 130 yen'dir. Her istasyon otomatik bilet satış makineleri ile donatılmıştır. Eğer gideceğiniz yerin Japonca ismini biliyorsanız çok kullanışlıdır. Diğer bir alternatif ise 3-5 ve 10 bin yen'e alabileceğiniz ön ödemeli i-o Kart lardır. Eğer aynı mesafeyi uzun süre sık sık kullanacak iseniz aylık teiki-ken pass almanız daha faydalıdır.
Şehirler içerisinde demiryolları birçok metro istasyonu ve otobüs durakları ile kesişmektedir, bu gibi durumlarda yolcular aldıkları bilet dahilinde araç değiştirebilmektedir.
http://www.minikjaponya.com/images/icerik/turistik/s_ici_bilet.jpg
(Bilet gişesi)


Özel Demir Yolları
Birçok bölgede hizmet veren özel demir yolu şirketleri de faaliyet göstermektedir. İstasyonlar ise şehir ve alışveriş merkezlerinden uzaklarda konumlanmıştır. Tokyo'da bulunan özel hatlar daha çok banliyölere hizmet vermektedir.

Metro
Metrolar Japonya'nın yoğun nüfus ve küçük yüzölçümüne rağbetle büyük kolaylık sağlayarak, şehir içi ulaşımı çok rahatlatmaktadır. Tokyo, Yokohama, Nagoya, Kyoto, Osaka ve Sapporo gibi şehirlerde metro hatları özel şirketler tarafından işletilmektedir. En büyük dezavantajları ise gece yarısından sonra sabah 05:00'a kadar hizmet vermemeleridir.
Tokyo metrosunu iki firma işletmektedir, Eidan ve Toei ve toplam 12 hattan oluşmaktadır. Hatlar renklerle gösterilmiştir fakat en zor olan kısım sadece kanji harfleri ile bilet satan gişelerden bilet almaktır. En kısa mesafe 160 yen tutarındadır ve trenlere göre biraz pahalıdır.


Otobüs
Japonya'da seyahat eden birçok kimse otobüsleri hiç kullanmamışlardır. Özellikle şehir merkezlerinde metro ve tren hatları o kadar iyi bir ağa sahiptirler ki otobüs kullanmaya hiç gerek kalmamaktadır. Fakat eğer şehirden uzak bir banliyöde veya kasabada kalıyorsanız en uygun ulaşım araçlarından biri de kasabanızın otobüs hatlarıdır. Metro ve tren hatlarına oranla otobüsler için kısa mesafeler pahalı fakat uzak mesafeler ise ucuzdur. Otobüslerde arka kapıdan bindiğinizde makineden biletinizi alırsınız ve ineceğiniz durakta ön kapının yanında bulunan ve mesafenize göre ödeme yapacağınızı hesaplayan makineye ödemenizi yapıp ön kapıdan inersiniz. En önemli sorun tüm bilgilendirme panoları ve haritaların Japonca olmasıdır, ayrıca şehir içi trafiğini de unutmamak gerekmektedir.


Taksi
Taksi fiyatları geçmiş yıllara oranla rekabetten dolayı daha ucuzdur. fakat halen en pahalı ulaşım araçlarıdır başlangıç 600 yen'dir ve her 400 metrede bir 80 yen artış göstermektedir. Gece 11'den sonra ise hizmet %20 daha pahalıdır. Yani en son treni kaçırırsanız pahalı bir dönüşe hazırlıklı olmanız gerekmektedir. Kırmızı işaret boş olduğunu yeşil işaret ise dolu olduğunu ifade etmektedir. Kapı otomatik olarak beyaz eldivenli şoför tarafından açılır ve kapanır, Japonya taksileri temizlik ve servis açısından dünyada önde gelir. Özellikle istasyonların önünde taxi-noriba (durak) larını bulabilirsiniz, geceleri veya yağışlı günlerde taksi bulmak biraz daha güçleşmektedir.

Ogün
21.04.08, 08:59
Tokyo
Tokyo Tower Tokyo, Japonya'ya açılan ana kapı, ekonominin ve yönetimin başkenti.

2031 Km² lik yüzölçümüne sahip Tokyo'nun nüfusu 12 milyon kişiyi geçmektedir. Japonya'nın tüm şehirlerarası ulaşımı Tokyo üzerine yapılandırılmıştır, bunun sonucu olarak şehir metro ve tren hatları ile çevrilmiştir.

Fakat maalesef turistik açıdan sizi hayal kırıklığına uğratabilir.
Fakat yinede aşağıda gezilecek bazı yerleri bulabilirsiniz...

Shinjuku
Shinjuku'yu iş merkezinden daha çok bir eğlence merkezidir. Kabukicho sektörü garın batı yakasında gece hayatını renklendirmektedir. Güneyde ise Kraliyet ailesine ait Shinjuku-Gyoen parkı bulunmaktadır. Bu park doğu ve batı tarzı bahçeleri ile meşhurdur.

Ginza
Yurakucho tren istasyonuna yakın olan Ginza, tam bir alış-veriş merkezidir. Büyük mağaza zincirleri, lüks butikler, restoranlar, Chuo-dori caddesine peşi sıra paralel yer alan kafeler ve barlar semtin her yerini süslemektedir.

Asakusa
Asakusa şehrin önemli merkezlerinden biridir.Küçük hediyelik eşya mağazalarının yer aldığı sokaklardan geçerek Asakusa Kannon tapınağına ulaşabilirsiniz. Kannon adına yapılan bu tapınak inşa edildiği 7. yy. dan günümüze Tokyo halkı tarafından büyük rağbetle ziyaret edilmiştir. Bu meydanda toplulukları çeken bir çok büyük gösteri düzenlenmektedir.

Shibuya
Tren istasyonunun yanında ter alan Shibuya içerisinde barındırdığı bir çok mağazalarla daha çok Japon ailelerini ve gençlerini bu bölgeye çekmektedir. Merkezde bir çok restoran ve cafe hizmet sunmaktadır.

Harajuku
Eğer Tokyo'da boş bir pazar gününüz olursa, mutlaka Harajuku'ya uğramayı ihmal etmeyin. Çeşitli kılıklara girmiş çılgın Japon gençlerini görebilir, birçok grubun yer aldığı her türden açık hava konserlerini izleyebilirsiniz.
Akihabara
Tek bir kelime ile Akihabara elektronik eşyaların ve bilgisayar oyunlarının cenneti konumundadır!!! Gece ziyareti sakıncalı olabilir.


Kyoto
Tokyo'ya 513 km. Osaka'ya ise 40 km. uzaklıkta bulunan Kyoto Japonya'da turizmin başkentidir. Muhteşem tepelerle çevrilmiş Kyoto tarihsel merkezleriyle ve unutulmaz efsaneleriyle eski Japon kültürünün tüm mirasını bünyesinde barındırmaktadır.

Yeni endüstrilerin şehre girmesine rağmen şehir halen porselen ve seramik sanayi, el işi lake kaplama sanayi, ipek endüstrisi, bronz ve demir işçiliği, bebek ve biblo üretimi gibi Japonya'nın geleneksel endüstrilerinin en büyük merkezidir. Babadan oğla geçen el işçiliği kavramı yavaş yavaş teknolojiye yenik düşmekte ve tüm geleneksel sanatları ve endüstrileri tehdit etmektedir.

Kyoto aynı zamanda bayramların şehri olarak da bilinir. Takvimde yer alan bir çok geleneksel bayram renkli gösterilerle burada kutlanmaktadır. 794 senesinden 1868'e Japonya'nın başkenti olan Kyoto tarihi dokusunu yitirmemiştir ve halen bir çok eski tapınağı , titizlikle bakılmış bahçeleri ve sarayları turistlerin ziyaretine açmıştır.

KIYOMIZU:
Kiyomizu tapınağı her biri 15 metre yüksekliğinde 139 adet sütunun üzerinde bulunan ve tüm Kyoto'yu tepeden izleme fırsatı sunan dev terası ile meşhurdur.

RYOANJI:
Ryoanji tapınağı Zen felsefesinin temel taşları olan kaya ve kum birikintilerini içerisinde bulunduran geniş ve çok bakımlı bahçesi ile meşhurdur.

SANJUSANGENDO:
Tapınak en çok Bodhisattva Kannon'u 11 ayrı yüz ile ifade eden altın kaplamalı ahşap heykelleri ile meşhurdur. Bu heykel Kannonet 'in 28 tane koruyucusunu sembolize eden 28 adet heykel ile çevrilmiştir, ayrıca 1001 diğer tanrıça çevrelemektedir.

KINKAKUJI:
"Altın Ev" olarak tanınır, Shogun için inşa edilmiş bir villadır ve geniş bir bahçenin ortasında yükselmektedir. 1950 senesinde yanan orijinalinin yerine sahte altın yaldızlı yenisi yapılmıştır.

Ogün
21.04.08, 09:03
Japonyaya dair diğer bilgiler

Yakuza (Japon Mafyası)
Japon mafyası Yakuza'nın durumu, son derece ilginç bir konudur. Piramit şeklindeki örgütlenişi, alt üst ilişkisi, insanlara yaklaşımı, katı kuralları, devleti ve ülkeyi herşeyden üstün tutuşu ve görüntüsü ile Yakuza, ender bir yapıya sahiptir. Siyah takım elbiseli, beyaz kravatlı, güneş gözlüklü, çoğu ustura traşlı, vücudu dövmeli, serçe parmağı kesik Japon mafyası, işleyiş tarzıyla, Rus ve İtalyan mafyalarını geride bırakır. Yakuza'nın, Japonya'da saklanma ya da yer altına çekilme gibi bir sorunu yoktur. Çünkü her zaman gözler önündedir, alkışlarla siyasal zemindedir, devletin içindedir, polisle kol koladır. Devlet görevlileriyle olan bu danışlıklı hareket tarzı, Japon mafyasına toplum düzenini koruma misyonu yüklemiştir. Suç unsurlarını asgariye indirip çözümü polise havale etmek de, en önemli işlevlerindendir. Tamamen geleneksel Japon anlayışı üzerine kurulmuş olan Yakuza, yaklaşık 20 bin kişilik ordusuyla, ülke genelini en ücra sokaklarına kadar kontrolü altında tutmasıyla meşhurdur. Üyelerini aşırı sağcı sokak gençlerinden de seçen Japon mafyası, büyük holdinglerden, köşe başlarındaki küçük iş yerlerine, partilerden karakollara kadar geniş bir yelpazede görülür.

Sadakat, uyum, sevgi, saygı, suç, ceza motivleriyle süslü Yakuza, iç yapılanması ve hiyerarşik ilişkisini kusursuz bir şekilde yerine getirmesiyle, tam bir aile gibidir. Temel alınan nokta ise elde edinilen gelirin sağlıklı bir şekilde bir üst şefe ulaştırılması ve özellikle insanlara sevecen gözlükle ayrıca dış dünya ile ilişkilerde ölçülü olmadır. Japon mafyası yüklendiği görev nedeniyle kendisini gerçek yurtsever sayar, vatanın asıl koruyucusu olarak algılar, ülke çıkarlarını zedeleyici hiçbir davranışta bulunmaz. Özellikle yerel istihbarat ağının güçlü oluşu, ister istemez Yakuza'yı devletle yakınlaştırmış, hatta bazı durumlarda polisten daha avantajlı duruma getirmiştir. Nitekim çoğu sağcı ve liberal parti liderlerini Yakuza üst düzey şeflerini yanlarında bulundurmalarını yine Yakuza dostları ile üst düzey şeflerinin hareket alanlarını belirleyici toplantılar düzenlemeleri sıkça yaşanan olaylardır. En sert katı kurallarla donatılmış Japon mafyasının kendi arasında çelişki ya da çıkar hesaplaşmasına girdiği pek nadirdir; aksine son derece uyumlu bir çalışma tarzı vardır. Hangi üyenin hangi gruba bağlı olduğu, vücutlarına işlenmiş dövmelerle belirginleşmiştir, hangi mafya grubunun hangi alanı kontrolünde tutacağı da çok önceden beri netleştirilmiş, bölgeler paylaştırılmıştır. Kendi içinde hata yapan üyesinin küçük serçe parmağını keserek cezalandıran Yakuza, hataların çoğalması ile diğer parmakları da sırasıyla keser. Eğer hata affedilecek ölçüyü zorluyorsa direk polise teslim edilir, birkaç yıl cezaevine gönderilir, kendisini düzelterek gelmişse aynı grup içine terfi edilerek yeniden alınır. Bu nedenle Japonya'da işaret parmağı kesik kişilerin fabrikada çalışırken iş kazası geçirdiği düşünüldüğü gibi, küçük parmak ya da yüzük parmağı kesik olanların da Yakuza üyesi olduğu imajını uyandırırlar. Bazı durumlarda da bu görünüş farklılığının yanı sıra kaba saba davranış, küfürlü konuşma, çevredeki insanları rahatsız edici tavırlarda bulunarak kendilerine Yakuza süsü vermek isteyenler de vardır. Ancak gerçek şu ki, bu tip kişiler sadece Yakuza'nın alt birimlerince ayak işlerinde kullanıldığı, yeri geldiğinde de kenara attığı, çoğunluğu eğitimsiz, özellikle gençlerden oluşurr. Çünkü Japon mafyası Yakuza üye olarak arasına aldığı kişilerin akıllı, uyumlu, kuralları bilen, Japonya'nın birliğine, aileye sadık ve yeri geldiğinde acımasız bir kişiliğe sahip olmasını ister. Genellikle devlete ait olmayan özel işyerlerini haraca bağlayan Yakuza, para toplama işini aksatmadan, periyodik olarak mükemmel bir şekilde organize eder. Japon mafyasının elde ettiği gelir, büyük holdinglerin ülke payına düşen kazancından daha da fazladır. Ekonomik işleyiş diğer bazı ülkelerin tersinedir. Mafya babasının elemanlarına para vermesi söz konusu değildir. Aksine üyeler dostlarını beslerler.

Daha önceleri topladığı "vergi"lerle ayakta duran ve insanlarda derin korkulara yol açan Japon mafyası Yakuza, son yıllarda uyuşturucu ve fuhuş sektörüne yönelince, eski popülaritesini kaybetmeye başladı. Özellikle ülke çapında organize ettiği ve kontrolünde tuttuğu rendevuevi gibi beyaz kadın ticaretinin yapıldığı yerlerde yaşananlar, son derece ilginçtir. Japon mafyasının eline düşen genç kızlar, böylesi yerlerde çok iğrenç bir şekilde kullanılırlar. Para karşılığında erkeklerle ilişkiye zorlanırlar. Her türlü pisliğe bulaştırılıp alıştırıldıktan sonra gelirden kendilerine küçük bir pay verilir.

Tayland, Filipinler, Kore gibi bazı Güney Asya ve Kolombiya, Arjantin, Birezilya gibi Güney Amerika ülkelerinden getirilen kadınlar, Yakuza aracılığıyla, fuhuş merkezlerinde Japon erkeklerine bahisle sunulurak, herkesin gözü önünde, izleyenlerin alkış temposuyla fuhuş gösterileri yapılır. Böylesi yerlere, Japon olmayan erkekleri almazlar. Japon kadınlarının girmesine izin verilmez. Bu sektörden korkunç gelir elde eden Yakuza'ya, polis hiç bir şekilde müdahale etmez. Kirli işlerde yabancıları kullanmada uzman olan Japon mafyasının, özellikle buraya para kazanmak amacıyla gelen başta üçüncü dünya ülkeleri insanı olmak üzere, "gözükara" kişileri seçmesi de diğer bir noktadır. Uyuşturucu trafiğinde Çin, İran, Pakistan gibi ülkelerin insanlarını taşeron olarak kullanan Yakuza, "vizesiz gençlerden seçtikleri kişileri", görevleri bitince paçavra gibi polise teslim eder ve yurtdışı edilmesini sağlar. Bu anlamda, Japonya'ya yıllar önce gelmiş olan başta İran'lılar ve Çinliler, bu ülkeyi ve insanlarını, yakından tanımak avantajını yakaladılar. Yakuza-polis ilişkisini çok iyi bir şekilde çözdüler. Çinliler, halen Yakuza ile içiçe olmayı sürdürürken, Japonlara göre sert yapıya sahip İranlılarla Yakuza üyeleri arasında daha önceleri yaşanan yeraltı hesaplaşmaları ise zaman zaman kanlı oldu. Bunun üzerine, basın-devlet koordineli büyük bir anti propaganda kampanyası başlatıldı ve görüntü olarak bu ülke insanlarına benzeyen diğer kişilerin çoğu da, yer altına çekilmek zorunda kaldılar. Öyleki bazı olaylarda adı verilen ya da yakalanan alt birimdeki kişileri, 30 yıldır Japonya'da yaşamını kurmuş veya aynı zamanda Yakuza içinde en üst düzeyde şeflik görevinde olan aynı ülkenin insanları bile kurtaramaz. Japon mafyasının, toplum düzenini sağlayıp bir anlamda ön kontrülür görevini yapması ve bunu yürütürken polisle olan paralelliği ve danışıklığını, sokaktaki ilişkilerinden de anlamak mümkündür. Örneğin, tren istasyonları önlerinde kurulu, İsraillilere ait gömüş mücevher ve takıların satıldığı tezgahlar vardır Japonya'da. Gerçek patron hiç bir zaman ortalıkta gözükmezken, bu tezgahları çalıştıran kısa dönemli İsrailli gençler, her ay başı kendilerini ziyaret etmeye gelen mafya elemanlarına, belirli miktadaki parayı öderler. Böylece Yakuza elemanları, para ödeyen kişilerin tezgah yerlerini korumaya alır. Yaşanan her hangi bir problemde de, hemen olay yerine gelerek eğer sorunu çıkaran polis ise mafya elemanı görevliye, bu kişiyi tanımadığını söyler. Eğer polis olayı büyütüyorsa, bu kez üst düzeyde telefon görüşmeleri yapılır, her şey halledilmiş olur.

Japon mafyası Yakuza'nın, sokakları kontrolünde tutarken, haraç olayına "haraç yada kendi değimleriyle vergi olayına" karşı gelenlerin üzerine polisi kışkırtması da, madalyonun diğer yüzüdür.

Ayrı bir örnek te, Tokyo'da yaşandı. Ortadoğu usulu Fast-Food işyerinin önüne gelen iki Yakuza taşeronu, her ay 50 bin Yen paranın, vergi olarak kendilerine ödenmesini istediler. Durumu yasal olan işyeri sahibi, bu parayı ödememekte diretince, hemen sonra aynı kişiler polisle birlikte geldiler. Mafya elemanları, işletme belgesi olan iş yerine tekmeler savurup küfürler ederken, iş sahibi, karakola götürülüp saatlerce sorgudan geçirildi ve kendisine, Japon yasaları okundu. Karakoldaki görevli polis, her türlü formalite bittikten sonra, açık bir şekilde eğer Yakuza'ya bir miktar para ödenseydi, bu problemlerin yaşanmamış olacağını üzüntülü rollerle ifade etti, bunun da, Japonya'daki sistem olduğunu kendisine hatırlattı. Yani Yakuza, polisten önce kontrol görevini yapmış, karşısındaki güç kendisini maşgul edip direndiğini anlayınca, polisi kışkırtmıştı. Polisin, kendisine 50 m uzaklıktaki iş yerine neden iki ay boyunca gelmediği, neden Yakuza elemanlarıyla birlikte geldiğide olayın gerçek yönüdür.

Ayrıca bu yapıdakı elemanların, son derece işlek olan tren istasyonları yakınında, elini ağzına götürüp sesler çıkararak işaretle uyuşturucu satmaları, hergün gözönünde yaşanan bir gerçektir. İşte, bu tip örnekler çoğaltılabilir.

Japonya'da, Yakuza-polis ilişkisinin sokaklara yansıması böylesine açık ve nettir.

Manga

Manga, ülkemizde Anime'ye göre daha az bilinir ve çoğu kişi bu ikisini birbirine karıştırır. Basitçe Anime; çizgi film-animasyon, Manga ise; çizgi romandır. Tabi bunlar Japonlar'ın kendilerine has çizim stilleriyle oluşturulurlar. Yurt dışında (özellikle Avrupa'da) büyük bir hayran kitlesine sahiptir. Japonya'da ise halkın %60'ı Manga okur. Manga, Anime'ye göre daha kolay ve tek kişilik bir ekiple bile yapılabilir. Bütçesi ucuzdur, eğlencelidir ve bir anime kadar ses getirebilir. Türkiye'de şu yıllarda yaşanan Anime çılgınlığı gitgide büyümekte ve böyle giderse yakında raflarda Türkçe Mangalar görebileceğiz.

Ogün
21.04.08, 09:04
Anime ve Manga Türleri
Anime ve Manga türleri; Komedi, aşk, macera gibi türlerin yanı sıra terimlerle hitap edilen türleri de vardır, bunlar:

* Shônen: Erkekler için yapılmıştır, genelde iyiyle kötü arasındaki kanlı savaşı anlatır, ama son yıllarda aşk ve macera üzerine eğilmeler olmuştur. "Shonen" ve "Shounen" olarak da karşımıza çıkıyor. Çoğu ülkede shounen türü tv'lerde çocukların psikolojisini bozduğu ve şiddete özendirdiği için yasaklanmıştır. (Örn: I"s, Video Girl Ai, DragonBall, Naruto, Zombie Powder)
* Shôjo: Kızlar için, genelde konu aşka dayanır, mangalarında çizimleri farklıdır ve gözler normalden de büyük olur, genelde sevimli karakterler kullanılır. Ergenlik çağındaki kızları hedef alır. "Shoujo" da denir. (Örn: Sailor Moon, Card Capture Sakura, Darling wa Namamono ni Tsuki)
* Chibi (Super Deformed): Bunlar ya küçük çocuklar için yapılmıştır ya da komedi unsurudur. Diğer türlere göre bu türde yapılmış pek anime veya manga yoktur. Genelde tv serilerinde bölümün sonunda çıkarlar. (Örn: Record of Lodoss War)
* Mecha: Dev robotlar savaş, ölen pilotlar vs vs.. En çok tutulan türlerden biridir. Robot tasarımları büyük önem taşır eğer robotunuz seyirciler veya okuyucular tarafından beğenilmezse eseriniz berbat demektir. Örneğin en iyi mech serilerinden olan Macross serisi, Macross 7 gibi kötü bir yapım yüzünden beklediği başarıyı elde edememiştir, aksine Macross Plus çok iyi bir yapım olmakla beraber 4 yıl boyunca süren araştırmalar sonucu yapılmıştır, şu an Macross Firması Macross 7'yi unutturmak için çalışmalar yapıyor. (Örn: Macross Serisi, Escaflowne, Gundam)
* Echi: Bunun üstünde kısa kısa duracağım çünkü tek başına pek bir işe yaramaz, genelde shônen türünde bulunur. Garip espriler, aşırı olmamak kaydıyla sapıklık vardır (Örn; Chobits, Tenjo Tenge, I"s)
* Hentai: Bu tür genelde erkekler içindir ama kızlardan da izleyen ya da okuyan yok değildir. "Adult Anime" olarak da adlandırılır. Cinsellik ağırlıklıdır, genelde "18 yaş ve üstü" uyarısı olur. En çok para yapan sektörlerdendir. (Örn: LaBlue Girl, Shin Angel, Shusaku Replay Night)

Anime-Manga Sözlüğü

* ASİSTAN: Mangaka olmak isteyenlerin başlayacakları ilk seviye. Çoğu Mangaka, Mangaka olmadan önce başka bir Mangaka'nın yanında asistanlık yapmıştır.
* BİSHOUEN: Kadına benzeyen erkek.
* BİSHOUJO: Güzel kız.
* DOJİNSHİ: Bir Anime veya Manga'nın orijinali ile alakası olmayan ve hayranları tarafından hazırlanmış çizim, öykü yada video...
* FANSUB: Orijinal Japonca bir Anime videosunun altyazı programı ile hayranları tarafından, altyazı şeklinde, başka bir dile çevrilmesi.
* MANGAKA: Manga çizen kimse.
* OAV: Bu ''Original Animation Video'' 'nun kısaltılmışıdır. Sadece video kaset, dvd gibi ev sineması sistemleri olarak piyasaya sunulan Animeler'e denir. Görüntüler T.V. versiyonundan daha nettir. "OVA" da denilir.
* OEKAKI: İnternet üzerinden çizilen paint chat olarak da adlandırılabilecek bir java programı. Kullanılabilen araçlar genelde Mangakalar'ın kullandıkları türden olur ve farklı bir stili vardır. Çizdiğiniz resmi aynı anda 100'lerce kişi görebilir.
* OTAKU: Hayatını anime kültürüne adayan insan.
* PILOT : Asıl mangayı çizmeye başlamadan önce yapılan küçük bir deneme mangası.
* SEİYUU: Animeler'i seslendiren kişiler. (Çok ünlüdürler ve sadece bu işi yaparlar.)


SAMURAY

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/diger/samurai.jpg

avaş, Japon kültüründe önemli bir yer işgal eder. Ülkenin önemli klanları birbirleriyle pek çok kez karşı karşıya gelmiştir. Japon topraklarının sadece %20’si tarıma elverişli oluşu, toprak kavgasını doğuruyordu. Toprak savaşları da hem tinsel, hem de fiziksel gelişim ve mücadele yöntemlerini doğurdu. Samuraylar da bu olgular içinde ortaya çıktı. M.Ö. 660'da Ölümsüz Savaşçı adıyla bilinen Jimmu Tenno, bir kabilenin başına geçti. Tenno ve kabilesi Yamato bölgesine yerleştiler. Yamato klanı Asya’ya çeşitli seferler düzenledi. Kore ve Çin’in kültürel zenginliklerinden, teknolojilerinden ve savaş sanatlarından etkilendiler. İmparator Keiko, tarihte "Shogun" ünvanını taşıyan ilk kişi oldu. Bir nevi generallik rütbesi gibi de anlaşılabilecek Shogun ünvanı, Keiko’nun savaş sanatlarında geldiği üst noktayı da belirliyordu. Onun oğlu Prens Yamato da savaş sanatları konusunda çok yetenekliydi. Korkusuz, güçlü, gözüpek bir genç olarak tanındı ve Samuraylık anlayışında bir örnek teşkil etti.

Samuraylar "bushido" anlayışını temel alıyordu. Bushido, "Savaşçının Yolu" anlamına geliyordu. Bushido felsefesinde korkunun yeri yoktur. Samuray, ölüm korkusunu yenmiş kişidir. Bu, dinginlik kazandırır ve efendiye sadakat sağlardı.

9-12 yüzyılları arasında samuraylar bir sınıf haline geldi. İki adla anılırlardı: Samuray (şövalye), Buşi (savaşçılar). Bu insanların bir kısmı yönetici sınıflara bağlıydılar. Bir kısmı ise para karşılığı savaşabilirdi. Samuraylar, feodal derebeylerine (Daimyo) bütünüyle bağlıydılar. Hizmetlerinin karşılığında mevki ve arazi alırlardı. Daimyo’lar, Samurayları daha fazla arazi kazanmak ve gücünü arttırmak için kullanırlardı.

Samuraylar, at üstünde, yaya, silahlı, silahsız dövüş konusunda eğitilmişlerdi. Ok da kullanırlardı. Ancak, 13. yüzyılda Moğol savaşları yaşandıktan sonra, Samurayların kılıç kullanımı ağırlık kazandı. Hatta mızrak ve naginata denen ucu kılıç şekilli mızraklar kullanmaya başladılar.

http://www.minikjaponya.com/images/icerik/diger/samuray_kilici.jpg

Samurayların iki kılıcı olurdu. Uzun kılıç daito-katana, kısa kılıç shoto-wakizashi’ydi. Samuraylar çoğunlukla kılıçlarına isim (mei) verirler ve onların ruhuna inanırlardı. Çift kılıç taşıma ve kullanmaya daisho denirdi.

1605 yılında Japonya’nın gelmiş geçmiş en ünlü samurayı Miyamoto Musashi, savaşçı yetiştirmek için bir okul açtı. 30 yaşına gelmeden 60’ın üzerinde kılıç dövüşünden galip çıkmayı başaran bu usta, yıllarca kendi okulunda dersler verdi. 1615 yılında bir başka tanınmış Samuray, Tokugawa Ieyasu, samuraylık hakkında bir kitap yazdı ve Samurayların barış zamanı yaşam biçimleri konusunda çeşitli bilgiler verdi.

Samuray geleneği,1876 yılında İmparator Meiji tarafından ortadan kaldırıldı. Kılıç taşıma kanunlarını değiştiren Meiji, Samuraylığı tarihe karıştırdı. Ancak ve ancak imparatorluk ordusunda bazı rütbeli subaylar tören amaçlı kılıçlar taşırdı. 20 yüzyılda kılıç tekrar serbestleşti ancak askeri kullanım dışında sportif gelişim için kullanılmayha başlandı. 2. Dünya savaşından da hatırlayacağınız gibi tüm rütbeliler, hatta kamikaze pilotları özellikle de kılıçlıydı. Bushi öğretisinde, hece olarak geçen shi ibaresinin aynı zamanda ölüm demek olduğunu hatırlatalım. Yani, bir nevi bushidoka ölüm korkusunu yenmiş kişidir.

Bu dönem öncesinde efendisiz kalan samuraylar, yani roninler zamanla ya isyan ederek öldürüldü ya da kılıçlarıyla seppuku/harakiri yaparak intihar ettiler.

Ogün
21.04.08, 09:08
Şimdi gelelim Japonyaya gidenlerin tecrübelerine ve tavsiyelerine :)

japonya gezi rehberi

sanatcialbum$arki
ba$lik icinde ara

no kitty!

1. aylardir turkce’si ne zaman cikacak diye etrafima sordugum sorusturdugum rehberdir... pek cikacagina kanaat getirmedigimden “bu rehberi en iyisi ben yazayim” dedim. iste herkes icin japonya rehberi...
baslamadan once kendine sor ey yolcu:

a- meraklarin neler? muze mi, tarih mi, doga mi, club mi... vs,vs?
b- ne zaman ve kac gunlugune gelecek ve ne kadarlik bir butceyle kalacaksin?
c- daha once tek basina ingilizce konusamayanlarin cogunlukta (98 %) oldugu latin alfabesi kullanmayan bi ulkeye gittik mi?

simdi varsayimlar dogrultusunda soyle baslayalim...
eger sabahtan aksama yururum, dogayi da severim, muze mi de gezerim, yeri geldi mi clublardan cikmam diyen deli dolu biriyseniz, su sekilde devam etmelisiniz...

1.ulke rehberi yazilsaydi sayet, ise en onemli sehirden baslamak icap ederdi... bu durumda japonya icin ilk durak tokyo: buna da kalinacak yerden baslamak uygun duser... simdi tokyo resmen tren aglariyla orulu, insan kalabaligi olan deli bir sehir... ve bu sehrin aortu jr yamanote hatti (kocaman bi loop her 3 dakikada 1 tren, japonya`nin en