fGn
13.11.08, 10:33
Hangi an? Söyleyeceğim... Daha doğrusu o söylesin.
“Dilek Hanım, bugünkü yazınızın finalinden sonra yarınkine de ‘o anlar’dan söz etseniz, ilişkiyi bitirmeniz gerekip de bitiremediğiniz ‘o anlar’dan, hani resti çekersiniz, ‘İneyim o zaman arabadan’ diye de, sözde sevgili blöfü yutmaz ‘sen bilirsin’ der, paşa paşa eve gidersin...”
Evet. Peşinden gelmiyorsa o an bırakacaksın adamı...
Sevgili okuyucum birkaç örnek daha vermiş:
“Eski sevgilisini gördüğünde elini bırakıp, koştura koştura yürümeye başlar da, sen de bunu bildiğin halde sırf inat olsun diye dilin dışarıda ona yetişip elini tutmaya çalışırsın.”
İşte o anda, elini bıraktığı anda sen de onu bırakacaksın...
Pekiii...
Yok mu böyle başka “o an” lardan...
Olmaz mıı....
Mesela:
“Seyahatten dönüyorsun, bunu biliyor ve sen mola yerinden aradığında telefonu açmıyor. Ve tabii seni karşılamaya gelmiyor.”
Hemen bırak!
“Yoldan geleceğini biliyor ve ‘seni karşılayayım’ı bırak, ‘karşılayan var mı’ diye sormuyor bile...”
Adamın şeyinde değilsin yani, bırak!
“Doğum gününde, evet senin doğum gününde kendisine hediye alıyorsa...” (Yok artık demeyin, var.)
Kötülük yaparak bırak.
“Sevgilimi koluma takaaarııımm, diye işaret parmağını yukarı aşağı çevirerek dans ediyorsa...”
Yorumsuz bırak.
“Sen kara kaşlı, kara gözlüsün ve o sana, ‘Saçlarını sarıya boyatsana’ diyorsa...”
Hadi len, deyip bırak.
“Hastasın, yatıyorsun ve o araziye karışıyor. Taa, ertesi sabah ‘Nasıl oldun?’ diye soruyor.”
Hiç düşünme, bırak. Hatta telefonu açma bile... Bırak.
“O ay sıkışıksın, kredi kartında zorluk var. Kendi kendine, ‘merak etme, hallederiz” diyor. Ve bir daha o konuyu açmıyor. “
Hayat bununla geçmez, bırak.
“Yaz tatili yaklaştığında, ‘Ne yapacaksın? Bir yere gidecek misin?’ diye sorduğunda... “
Dakkasında bırak.
“Eski sevgilisinden, ‘Yaramaz’ diye bahsediyorsa... “
Kendine paye çıkarmadan bırak.
...............................................
...............................................
...............................................
...............................................
“Ona aldığın hediyeyi yeğeninin kolunda, üzerinde, evinde vb. gördüysen...”
Bırak gitsin...
“Bir yere gittiğinde hiç aramıyorsa...”
Aldatarak bırak.
Var mı artıran?
Daha neler vardır da...
Son sözü de yine okuyucuya bırakıyorum.
“O anı” şimdilik yaşamamış olanlara bir tavsiye, “o an” ilişkinin dönüm noktasıdır, lehine ya da aleyhine çevirmek elinizde...
“Dilek Hanım, bugünkü yazınızın finalinden sonra yarınkine de ‘o anlar’dan söz etseniz, ilişkiyi bitirmeniz gerekip de bitiremediğiniz ‘o anlar’dan, hani resti çekersiniz, ‘İneyim o zaman arabadan’ diye de, sözde sevgili blöfü yutmaz ‘sen bilirsin’ der, paşa paşa eve gidersin...”
Evet. Peşinden gelmiyorsa o an bırakacaksın adamı...
Sevgili okuyucum birkaç örnek daha vermiş:
“Eski sevgilisini gördüğünde elini bırakıp, koştura koştura yürümeye başlar da, sen de bunu bildiğin halde sırf inat olsun diye dilin dışarıda ona yetişip elini tutmaya çalışırsın.”
İşte o anda, elini bıraktığı anda sen de onu bırakacaksın...
Pekiii...
Yok mu böyle başka “o an” lardan...
Olmaz mıı....
Mesela:
“Seyahatten dönüyorsun, bunu biliyor ve sen mola yerinden aradığında telefonu açmıyor. Ve tabii seni karşılamaya gelmiyor.”
Hemen bırak!
“Yoldan geleceğini biliyor ve ‘seni karşılayayım’ı bırak, ‘karşılayan var mı’ diye sormuyor bile...”
Adamın şeyinde değilsin yani, bırak!
“Doğum gününde, evet senin doğum gününde kendisine hediye alıyorsa...” (Yok artık demeyin, var.)
Kötülük yaparak bırak.
“Sevgilimi koluma takaaarııımm, diye işaret parmağını yukarı aşağı çevirerek dans ediyorsa...”
Yorumsuz bırak.
“Sen kara kaşlı, kara gözlüsün ve o sana, ‘Saçlarını sarıya boyatsana’ diyorsa...”
Hadi len, deyip bırak.
“Hastasın, yatıyorsun ve o araziye karışıyor. Taa, ertesi sabah ‘Nasıl oldun?’ diye soruyor.”
Hiç düşünme, bırak. Hatta telefonu açma bile... Bırak.
“O ay sıkışıksın, kredi kartında zorluk var. Kendi kendine, ‘merak etme, hallederiz” diyor. Ve bir daha o konuyu açmıyor. “
Hayat bununla geçmez, bırak.
“Yaz tatili yaklaştığında, ‘Ne yapacaksın? Bir yere gidecek misin?’ diye sorduğunda... “
Dakkasında bırak.
“Eski sevgilisinden, ‘Yaramaz’ diye bahsediyorsa... “
Kendine paye çıkarmadan bırak.
...............................................
...............................................
...............................................
...............................................
“Ona aldığın hediyeyi yeğeninin kolunda, üzerinde, evinde vb. gördüysen...”
Bırak gitsin...
“Bir yere gittiğinde hiç aramıyorsa...”
Aldatarak bırak.
Var mı artıran?
Daha neler vardır da...
Son sözü de yine okuyucuya bırakıyorum.
“O anı” şimdilik yaşamamış olanlara bir tavsiye, “o an” ilişkinin dönüm noktasıdır, lehine ya da aleyhine çevirmek elinizde...